kredi kartı niye kullanmıyorsun hocam?Elhamdülillah...
Not: İnançlarını yaşamaya çalışan, hayatı boyunca kredi kartı kullanmayan, öğretmenlik dışında ek geliri olmayan, Yeğitek sorumluluğunu dahi bu dönem almayan ve kirada oturan birisi olarak ELHAMDÜLİLLAH diyorum.
Az şeyin çok işe yaramasıdır.
Sonuç:
Manada (berekette)
Bu ne demek?
O para “çok” değildir aslında.
Aynı şey ama değeri farklı
Çok şeyin olması değil,
O şeyin yetmesi, huzur vermesi ve fayda üretmesi önemlidir.
a) Kanaat (yetene razı olmak)
Aynı para:
Nimeti israf etmeden, yerinde kullanmaktır
Dıştan aynı para, içten farklı etki
Bu duygu bereketi içten kemirir
Bu düşünce:
Sonuç:Bizimkisi emeğinin değersizleştirilmesi değil, Mevlaya isyan etmemektir. Biz de isteriz maaşımızın 100 bin dolar olmasını! Lakin dünyalık isteklerin sonu yoktur. Sonsuzluk ancak maneviyattadır. Ülkedeki pahalılığı, özellikle büyük şehirlerdeki geçim sıkıntısını biz de biliyoruz sayın hocam. Lakin peygamberimiz diyor ki: Dünyalık meselelerde kendinizden daha kötüye bakın, ahiret ile ilgili meselelerde ise kendinizden daha iyiye bakın!Allah bize Kur'an'da defalarca 'Hiç akletmez misiniz?' diye sorarken ve insanoğluna evrenin en muazzam işlemcisi olan 'aklı' vermişken; o aklı 'daha iyisini hak etme ve üretme' yolunda kullanmak yerine, aza kanaat edip emeğin değersizleşmesine rıza göstermek... Kusura bakmayın ama bu, sistemdeki en büyük 'bug'dır.
Faize, bulaşmamak için. Zamanında bile ödesek, yine de Yahudi sisteminden olabildiğince uzak kalmaya çalışıyorum. Maaşımı yattığı gün bankada dahi bekletmemeye çalışıyorum. Bankalar tarafından paramız kullanılmasın diye. Elbette yapamadığımız şeyler de olsa da elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz sevgili hocam.kredi kartı niye kullanmıyorsun hocam?
Tebrik ederim hocam. Aynısını ben de uygulamaya çalışıyorum.Faize, bulaşmamak için. Zamanında bile ödesek, yine de Yahudi sisteminden olabildiğince uzak kalmaya çalışıyorum. Maaşımı yattığı gün bankada dahi bekletmemeye çalışıyorum. Bankalar tarafından paramız kullanılmasın diye. Elbette yapamadığımız şeyler de olsa da elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz sevgili hocam.
Hocam elhamdülillah başka birşey emeğinin karşılığını alıp almaman başka birşey. Elhamdülillah başka bir şey çalışan üreten bir insanın hayat şartlarında yaşayıp yaşayamamanız bunu kendine reva görüp görmemeniz başka birşeydir. Yoksa bu karın her türlü doyar çok şükür. Dediğim gibi bu daha çok hayata bakışınızla alakalıElhamdülillah...
Not: İnançlarını yaşamaya çalışan, hayatı boyunca kredi kartı kullanmayan, öğretmenlik dışında ek geliri olmayan, Yeğitek sorumluluğunu dahi bu dönem almayan ve kirada oturan birisi olarak ELHAMDÜLİLLAH diyorum.
Lüxemburgta yaşamıyoruz . Gerçekleri görmezden gelemem . Ben şu an ki imkanlarla bu para normal diyorum . Fazlasını tabiki isterim. İnsanların bu başlıkta din dersi vermesi de ayrıca ilginç geldi . İnsanlar sizin burada yazdığınızla fikrini değiştirmez . Kimse kimseye niye böyle düşünüyorsun diye suçlamasın bence.Maaşın miktarı değil de maaş verebilmek övülecek hâle geldiyse, durumun vahameti insanı daha da tedirgin ediyor.
Ne demek istediniz. Nasıl şeytan işidir. İslam'da, Kuran'da kader, şükür yok mu?Kadercilik ve şükürcülük şeytan işidir. Unutulmamalı ki ilk karderci şeytandır.
Şeytan kaderci değildi, suç atıcıydıKadercilik ve şükürcülük şeytan işidir. Unutulmamalı ki ilk karderci şeytandır.
“Hata benden, tevfik Allah’tan” diyebilmektir.
Sebeplere sarıl, sonucu Allah’tan bil.
“Kader, mazeret değil; mesuliyetin kaynağıdır.”İslamî kaynaklardaki kıssalara ve Kur'an-ı Kerim'deki (A'râf Suresi, 16-17) anlatıma göre, şeytan (İblis), Allah'ın emrine karşı gelip isyan ettikten sonra, "Beni saptırdığın için..." diyerek suçunu kadere yüklemiştir. Bu bakış açısıyla şeytan, kaderciliği (suçu kadere atma anlayışını) savunan ilk varlık olarak nitelendirilir.Ne demek istediniz. Nasıl şeytan işidir. İslam'da, Kuran'da kader, şükür yok mu?
"Tespitin çok isabetli. Şeytanın tavrı tam olarak Cebriye (insanın iradesini yok sayan) mantığıdır. Şeytan, 'Benim seçimim yoktu, sen beni buna zorladın' diyerek ilk büyük 'mantık hatasını' ve 'kibiri' sergilemiştir. Aslında suç atıcılık ile kadercilik burada birleşiyor: Kendi iradesini inkar ederek ilahi iradeyi suçlamak. Şeytanın yaptığı, kadere iman değil, kaderi bir 'suç ortağı' haline getirme çabasıdır."Şeytan kaderci değildi, suç atıcıydı
Şeytan, hatasını kabul edip “kader böyleymiş” demedi. Aksine suçu Allah’a yükledi:
“Beni azdırmana karşılık…” (A’râf 16)
Yani bu kadercilik değil, mesuliyetten kaçma ve suçu dışarı atmadır.
Hakiki kader inancı ise:
“Hata benden, tevfik Allah’tan” diyebilmektir.
Kader tembelliğin değil, sorumluluğun temelidir
Yanlış kader anlayışı: “Ne yapayım kaderim böyle” deyip yatmaktır.
Doğru kader anlayışı:
Sebeplere sarıl, sonucu Allah’tan bil.
Bediüzzaman’ın ifadesine yakın bir hakikat:
“Kader, mazeret değil; mesuliyetin kaynağıdır.”
Şükür pasiflik değil, farkındalıktır
Şükürcülüğü küçümsemek de bir yanılgı. Çünkü şükür:
Tembellik değil
Boyun eğme değil
Nimeti vereni tanımaktır
Şükür, nimeti artırır; nankörlük ise kalbi karartır.
Hocam yazdıklarınız doğrudur. Ne demek istediginiz şimdi anlaşıldı. Teşekkürlerİslamî kaynaklardaki kıssalara ve Kur'an-ı Kerim'deki (A'râf Suresi, 16-17) anlatıma göre, şeytan (İblis), Allah'ın emrine karşı gelip isyan ettikten sonra, "Beni saptırdığın için..." diyerek suçunu kadere yüklemiştir. Bu bakış açısıyla şeytan, kaderciliği (suçu kadere atma anlayışını) savunan ilk varlık olarak nitelendirilir.
Şeytan, kendi iradesiyle Hz. Adem'e secde etmeme kararı alıp isyan ettikten sonra, bu durumu "Sen beni azdırdın" diyerek ilahi iradeye bağlamış ve kendi sorumluluğunu reddetmiştir.
İslam'da, insanın sorumluluk alanına giren konularda "Allah böyle yazmış, ben ne yapayım" diyerek sorumluluktan kaçmak, şeytani bir mantık olarak görülür. İnsanın özgür iradesiyle yaptığı işlerden sorumlu olduğu vurgulanır.
Şeytan, kendi iradesiyle Hz. Adem'e secde etmeme kararı alıp isyan ettikten sonra, bu durumu "Sen beni azdırdın" diyerek ilahi iradeye bağlamış ve kendi sorumluluğunu reddetmiştir.
İslam'da, insanın sorumluluk alanına giren konularda "Allah böyle yazmış, ben ne yapayım" diyerek sorumluluktan kaçmak, şeytani bir mantık olarak görülür. İnsanın özgür iradesiyle yaptığı işlerden sorumlu olduğu vurgulanır.
"Şükürcülük" kavramı, özellikle günümüzde "pasiflik" veya "durumundan memnun olup daha iyisi için çabalamamak" anlamında eleştirilen bir terim haline gelmiştir.
Kadercilik (fatalizm), her şeyi "yazgı" diyerek pasifçe kabullenmekken; Kur'an'daki kader, bu ilahi düzen içerisinde insanın özgür iradesini kullanarak doğru tercihler yapmasıdır.
Şükürcülük: Günümüzdeki "şükürcülük" algısı bazen haksızlıklara veya fakirliğe razı olup pasif kalmak olarak görülür. Oysa Kur'an'daki şükür, nimeti artırmak ve daha iyisi için gayret etmekle eş değerdir.