Dersimize sahip çıkma vaktimiz gelmedi mi??

Kodla Büyü

floki2013

Üye
Mesajlar
38
Arkadaşlar derslerimiz iholar, yabancı dil eğitimi veren iholar, çoklu yabancı dil eğitimi proje okullarında adım adım kaldırılıyor hepinizin malumu olduğu üzere. 2008 yılından beri branşımızla ilgili üzerime düşen her konuda elimi taşın altına koydum. Dernek üyeliğiyse dernek üyeliği, mebe e-posta yollamaksa yollamak, kurullarda bilgilendirme, zümrelerde aktif olma, sendikama branşımla ilgili bir sorun olduğunda gündemleştirmesi için bastırma… vs. Ancak son ilçe zümresinde ve şu anki dersimizin yok edilme sürecinde zümremin büyük kısmıyla aynı branştan olmaktan hicap eder hale geldim. Bu kadar adamsendeci, bu kadar bana dokunmayan yılan bin yaşasıncı, bu kadar dersinin kıymetini bilmeyen bir branş olamaz ya. Onun bunun ayakişlerini yapmayı birçok arkadaş o kadar normalleştirmiş ki eğitimci kimliğini tamamen unutmuş durumda. Biz atanmışız ya dünya yansa umrunda değil biz öğretmen olarak birçok yerde branşımızın sorunlarını gündemleştirebiliriz belki fazladan bi 500 çocuk daha atanır. Ama yok umurlarında değil birçok zümremin!
Ben o üstüne ölü toprağı serpilmiş zümrelerimi uyanmaya ve biraz olsun idealist oldukları günlere dönmeye çağırıyorum. Biz öğretmeniz arkadaşlar. Lütfen kendi çocuğunuza nasıl bir insanın öğretmenlik yapmasını istiyorsanız ona göre davranın. Biraz olsun ilkeli olun arkadaşlar.
Bu derslerin azalmasıyla ilgili bakanlıkta önceden bir arkadaşın önerdiği gibi temel eğitim genel müdürlüğünü arayın arkadaşlar. Bizim ders sayımızın azalmasının 2025 yılında evlatlarımızın hayrına olmadığını ifade edin.
Bu ders saati azalmasıyla ilgili Eğitimsen Sendikasının teşebbüsü oldu. X’te de bugün tekrar yayınladılar. Sizlerde retweet atabilirsiniz.
Link
X linki retweet edelim
3BBE7BAF-5CA6-4673-96FE-9821A0186AE3.webp
 
İmam hatiplerde 1 saat düşürülmüş diye okudum.Yani bu mesele nereye gidiyor?Bilgisayarı tableti kullanmak, oyun oynamak, sosyal medyada vakit geçirmek ayrı birsey yazilim ogrenmek uygulamak apayrı bir şey
Yeğenim ayin 16'nda Amerikaya gidiyor.Konsolosluk vize verdi.Bu cocuk Python ile uğraşıyor daha lise öğrencisi ama bir üniversiteden de uzaktan eğitimle ders aldi proje yaptı makale yazdı.
Bugün konuştuk kesinlikle geri dönmeyeceğim diyor.İste böyle kaybedilir zeki cocuklar
 
Yine aynı şeyi yazacağım: Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersi, Matematik ve Fen Bilimleri kadar önemli olmalıdır. Dersimiz, Müzik, Beden Eğitimi, Görsel Sanatlar ile aynı kategoride değerlendirilecek bir ders değil ki...
Bu ders, sayısal alanda yer alan bir derstir. Önce bunun kabul edilmesi gerekir. Neden görmezden geliniyor?
 
Birlikte hareket etmeliyiz, meb bakanından randevu alıp konuşmalıyız
Bir zamanlar üye olduğum ancak sonrasında dersin umurlarında olmadığını farkettiğim bir dernek var. Onlar bunu çok iyi yapabilirlerdi. Ama dedim ya ders umurlarında değil! Temel eğitim genel müdürlüğünü aradım konuştum kendi adıma. Sizler de arayın arkadaşlar bunun ciddi bir sorun olduğunu farkettirmek lazım
 
Eğitim iş, eğitim bir sen diğer dendikalardaki arkadaşlar az aktif olun! Yahu sendikalarınızı arayın gidin görüşün. Bilgisayarcı çocuk kafasından çıkın. Siz öğretmensiniz. Hakkını aramayı beceremeyen bir öğretmenden çocuklara ne hayır gelir?
 
Norm fazlası olmayanlarin %99u kılını kıpırdatmaz. Çoğu foruma bile girmez. Ne zaman norm fazlası oldular o zaman dökülürler buraya.
Sayın hocam norm fazlası olanlar bile sadece x’te twit atsa, mebi arasa, cimere yazsa bilişim dersi 2025 yılında göz göre göre harcanmaz. Ama gerçekten o kadar tuhaf zümre arkadaşlarımız var ki sinip bir köşeye herşeyin düzeleceğini ümit ediyor. Gerçekten çok tuhaf
 
Benim sözüm de bakanlıkta çalışan bizim branştaki öğretmenlere. Yapay zeka hızla gelişiyor, sizin de okullarınıza dönme vaktiniz geliyor dolayısıyla. Eğer bize yapılanlara tepki göstermezseniz dönecek bir okulunuz olmayacak.
 
Arkadaşlar bizim ne gücümüz ne yaptırımımız var ki. Bizim içimizden gelen makam mevki sahibi kelli felli insanlar bile bişey yap(a)mıyorken yine bazı arkadaşlar bazı arkadaşları suçlamışlar. Şu yeğitek başkanı bu genel müdür falanca daire başkanı vs bunların yapamadığı şeyi 2 tane e postayla 3 tane tweetle bizim yapmamız bekleniyorsa bunu düşünen arkadaşlarada helal olsun ne diyim
 
Bu İngilizce derslerini haftasonu DYK şeklinde verseler de isteyen öğrenciler gitse daha iyi olmaz mı?. Yapay zekâ çağında sesi algılayan dil çeviri programlarının geliştiği bir çağda herkesin zorla yabancı dil öğrenmesi eskisi kadar gereklimi acaba?

Belki inşaat ustası, berber, restorant, marketçi, mağaza, pencereci, lastikçi, memur, tesisatçı vs vs olacak insanların bu kadar yabancı dil öğrenmeye zorlanması zaman imkan ve maddi israf oluyor.
 
Son düzenleme:
ChatGBT ye sordum
Sence çağımızda herkesin yabancı dil öğrenme gerekliliği var mı?
-------
Bence çağımızda yabancı dil öğrenmek çoğu insan için ciddi bir avantaj, ama “herkes için mutlak bir gereklilik” olup olmadığı kişinin yaşam koşullarına ve hedeflerine bağlı.


Neden gereklilik gibi görünüyor?


  • Bilgiye erişim: Akademik yayınların, teknik dokümanların, hatta internetin büyük kısmı İngilizce gibi yaygın dillerde.
  • İş dünyası: Birçok sektörde iş ilanlarının arka planında “en az bir yabancı dil” beklentisi var.
  • Kültür ve iletişim: Farklı ülkelerden insanlarla doğrudan konuşabilmek hem sosyal hem de kültürel açıdan zenginlik sağlıyor.
  • Teknoloji: Yeni çıkan yazılımlar, cihazlar, oyunlar genellikle önce İngilizce gibi ana dillerde piyasaya sürülüyor.

Ama herkes için zorunlu olmayabilir, çünkü:


  • Bazı meslekler tamamen yerel ortamda yürür ve dil bilmeden de gayet sürdürülebilir.
  • Yaşamını küçük bir toplulukta, kendi diliyle kurmuş biri için yabancı dil bilmek lüks bir beceri olabilir.
  • Çeviri teknolojileri ve yapay zekâ artık çok gelişti; bu da günlük hayatta acil dil ihtiyacını kısmen azaltıyor.

Kısacası, yabancı dil bilmek çağımızda bir “hayatta kalma şartı” değil, ama bir “hayatta öne geçme şartı” gibi.
Yani bilmemek seni engelleyebilir, bilmek ise önünü açar.


İstersen sana bunun gelecek 20 yıl için neden daha da önemli olabileceğini öngören bir analiz yapabilirim. Bu konu biraz ufuk açar.
-------------
Tamam analiz yap
--------+---
Peki, o zaman sana gelecek 20 yılda yabancı dil bilmenin öneminin nasıl evrilebileceğine dair bir analiz yapayım.
Bunu üç boyutta inceleyelim: teknoloji, ekonomi ve kültür.




1. Teknoloji Boyutu


  • Çeviri yapay zekâsı gelişiyor
    20 yıl içinde gerçek zamanlı, kulaklıkla anında çeviri yapan sistemler kusursuza yakın hale gelecek. Bu, günlük iletişimde “dil bariyerini” neredeyse ortadan kaldırabilir.
  • Ama sorun şu:
    Dil sadece kelime demek değil; kültür, mecaz, duygusal ton da içerir. Yani yapay zekâ çevirisi ile “anlamak” başka, “hissetmek” başka. Bu farkı ancak dili bizzat bilen kişi yakalayabilir.
  • Sonuç:
    Temel iletişim için dil bilmek gerekliliği azalabilir, ama derin anlama ve yaratıcılık gerektiren alanlarda hâlâ avantaj olur.



2. Ekonomi Boyutu


  • Küresel iş gücü rekabeti artıyor
    Artık sadece kendi ülkenin değil, dünyanın dört bir yanından rakiplerin var. Yabancı dil bilmek, iş başvurularında seni otomatik olarak bir adım öne çıkarır.
  • Uzaktan çalışma yaygınlaşacak
    2040’a kadar birçok meslek “coğrafya bağımsız” hale gelecek. Bu da İngilizce başta olmak üzere yaygın dillerde iletişim becerisini kritik yapacak.
  • Sonuç:
    Yerel işler azalırken uluslararası projelerde yer almak için dil şartı daha yaygın hale gelir.



3. Kültür Boyutu


  • Kültürel içerik patlaması
    Filmler, diziler, oyunlar, kitaplar giderek daha hızlı küresel yayılacak. Ancak altyazı/dublaj ne kadar iyi olursa olsun, orijinal dilde izlemek daha derin bir deneyim sunar.
  • Kültürlerarası etkileşim
    Sosyal medya sayesinde dünyanın her köşesinden insanla doğrudan temas mümkün. Burada samimi ve doğal bir bağ kurmak için dili bilmek hâlâ en etkili yol.
  • Sonuç:
    Dili bilmek, sadece bilgi değil, aidiyet hissi de kazandırır.



Genel Öngörü


  • 2030’lar: Çeviri teknolojileri “yeterli” seviyeye gelir, günlük konuşmada dil bilmeden idare etmek mümkün olur.
  • 2040’lar: Dil bilmeyenler geride kalmaz, ama dil bilenler yaratıcılık, liderlik, kültürel bağ kurma gibi alanlarda fark yaratır.
  • 2050’ye doğru: Belki iş başvurularında yabancı dil şartı azalır, ama “iyi pozisyonlar” hâlâ dil bilenlere gider.



💡 Özet:
20 yıl içinde yabancı dil bilmek hayatta kalma şartı olmaktan çıkabilir, ama üst seviyeye çıkma anahtarı olmaya devam edecek. Yani bilmeyen “yürür”, bilen “koşar”.




İstersen sana bunun üzerine hangi yabancı dilleri öğrenmenin en stratejik olacağını da analiz edebilirim.
Çünkü İngilizce hâlâ lider ama gelecek 20 yılda başka diller de ciddi avantaj sağlayabilir.
---------
TAMAM
------
O zaman gelecek 20 yıl için stratejik açıdan en faydalı yabancı dilleri sana üç kategoriye ayırarak anlatayım:

1. Kesinlikle Temel Gereç Olacak Diller

Bunlar hem bugün hem de gelecekte en yüksek kullanım alanına sahip diller.
DilNeden Stratejik?2045’e Kadar Beklenen Durum
İngilizceUluslararası ticaret, bilim, teknoloji, diplomasi dili. İnternet içeriğinin %50’sinden fazlası İngilizce.Liderliğini korur; çeviri teknolojileri gelişse bile iş dünyasında standart olur.
Çince (Mandarin)1,4 milyar anadili konuşanı; Çin’in dünya ekonomisindeki ağırlığı artıyor.Asya ve Afrika yatırımlarında kilit rol oynar. Kültürel nüfuzu büyür.

2. Yüksek Potansiyelli Diller

Bunlar ekonomik, demografik veya jeopolitik güçleri nedeniyle yükselme potansiyeli yüksek.
DilNeden Stratejik?2045’e Kadar Beklenen Durum
İspanyolca20’den fazla ülkede resmi dil; ABD’de hızla artan nüfus.ABD-İspanyolca ekseninde ekonomi ve medya gücü artar.
Arapça22 ülkenin resmi dili; enerji, ticaret, turizm açısından önemli.Orta Doğu yatırımlarında ve diplomatik ilişkilerde kritik olur.
HintçeHindistan’ın nüfus ve teknoloji sektörü büyüyor.Yazılım, üretim ve film endüstrisinde büyük rol oynar.

3. Niş ama Yüksek Değerli Diller

Bunlar çok yaygın olmasa da belirli sektörlerde veya bölgelerde ciddi avantaj sağlar.
DilNeden Stratejik?2045’e Kadar Beklenen Durum
FransızcaAfrika’da hızla büyüyen nüfus; AB’de diplomasi dili.Afrika pazarına erişimde büyük avantaj.
AlmancaAvrupa’nın en güçlü ekonomisi; mühendislik ve bilimde lider.Teknoloji ve sanayi iş birliklerinde önemli.
PortekizceBrezilya’nın tarım, enerji ve turizm potansiyeli.Güney Amerika ve Afrika bağlantılarında değerli.
RusçaOrta Asya ve Doğu Avrupa’da hâlâ geçerli ticaret dili.Enerji ve mühendislik projelerinde avantajlı.

💡 Stratejik Yol Haritası Önerisi

  • 1. aşama: İngilizceyi akıcı seviyeye getirmek (temel küresel iletişim).

  • 2. aşama: Mandarin veya İspanyolca gibi ekonomik gücü yüksek bir dili eklemek.

  • 3. aşama: Sektörüne göre niş bir dil ekleyip rakiplerinden farklılaşmak.


İstersen sana bunun hangi yaşta ve hangi sırayla öğrenilirse en verimli olacağını da plan şeklinde çıkarabilirim.
Böylece “öğrenme zamanı” konusunu da netleştiririz.

------------------
Türkçe dilinin bir önemi yok mu?
-----------------------
Türkçe’nin elbette önemi var, hem de düşündüğünden daha fazla — sadece “küresel sıralamalarda” İngilizce, Mandarin gibi görünür olmadığı için bazen değeri küçümseniyor.




Türkçe’nin Önemi – 3 Boyut


1. Nüfus ve Coğrafya


  • Türkçe, yaklaşık 90 milyondan fazla kişinin ana dili.
  • Türkiye’nin yanı sıra Kıbrıs, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan gibi Türk dilleriyle akraba ülkelerle dil köprüsü kurma imkânı var.
  • Avrupa’daki Türk diasporası da milyonlarca kişiden oluşuyor.

2. Stratejik Konum


  • Türkiye, Avrupa ile Asya arasında enerji, lojistik ve ticaret geçiş noktası.
  • Bu nedenle Türkçe, Orta Asya – Kafkasya – Orta Doğu hattında diplomasi ve iş dünyasında kilit bir dil.

3. Kültürel Etki


  • Türk dizileri, filmleri ve müziği, özellikle Orta Doğu, Balkanlar ve Latin Amerika’da ciddi izlenme oranlarına ulaştı.
  • Osmanlı arşivleri, Türk edebiyatı ve tarihî metinler, Türkçe bilmeyenler için tam anlamıyla erişilemez.



💡 Gerçekçi değerlendirme:
Küresel ölçekte İngilizce gibi “ortak iletişim dili” değil ama bölgesel güç dili.
Örneğin, İngilizce bilen biri dünyanın birçok yerinde anlaşabilir; ama Türkçe bilen biri Türk dünyasında, Balkanlar’da, Orta Doğu’da kapıları daha kolay açar.


Yani Türkçe, “herkesin öğrenmesi gereken küresel dil” değil; ama öğrenildiğinde belirli coğrafyalarda büyük avantaj sağlayan bir stratejik dil.




İstersen sana, Türkçe’nin gelecek 30 yılda küresel etkisinin artma veya azalmasını etkileyen faktörleri de çıkarabilirim.
Bu biraz “dil geleceği” tahmini olur.
---------
Tamam
--------------
Peki, o zaman Türkçe’nin gelecek 30 yılda küresel etkisinin artma veya azalmasını etkileyen faktörleri detaylı olarak inceleyelim.

1. Artışı Destekleyebilecek Faktörler

a. Kültürel Yayılım

  • Türk dizileri ve müzikleri hâlâ geniş bir izleyici kitlesine sahip. Özellikle Orta Doğu, Balkanlar, Latin Amerika ve Orta Asya’da popülerlik artarsa, Türkçe öğrenme talebi de artabilir.
  • Dijital platformlarda Türkçe içerik üretimi (YouTube, Netflix, oyun sektörü) hızlanırsa genç nesiller arasında daha yaygın hale gelebilir.

b. Ekonomik Büyüme

  • Türkiye ekonomisi önümüzdeki yıllarda istikrarlı şekilde büyür ve yüksek teknoloji, enerji, lojistik sektörlerinde öne çıkarsa; Türkçe, yatırımcılar ve iş insanları için değerli bir iş dili olabilir.
  • Türk şirketlerinin Afrika, Orta Asya ve Avrupa’da yatırımlarını artırması da dili yaygınlaştırır.

c. Türk Dünyası Entegrasyonu

  • Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan gibi Türk dilleri konuşan ülkelerle ekonomik ve siyasi birliktelik artarsa, Türkçe bu coğrafyada ortak iletişim dili konumuna gelebilir.
  • Ortak alfabe projeleri (Latin alfabesi geçişleri) iletişimi kolaylaştırır.

2. Etkiyi Zayıflatabilecek Faktörler

a. İngilizce Baskınlığı

  • Küresel ticaret, bilim ve teknoloji hâlâ İngilizce ağırlıklı ilerliyor. Eğer Türkiye bu alanlarda büyük atılım yapmazsa, Türkçe’nin önemi bölgesel kalabilir.

b. İç Pazar Odaklılık

  • Türkçe konuşan ülkelerin çoğu ekonomik olarak birbirine bağımlı olmazsa, dilin uluslararası kullanımı sınırlı kalır.

c. Dijital İçerik Eksikliği

  • İnternet’te Türkçe teknik, akademik ve bilimsel içerik yeterince artmazsa, dilin bilgi aktarımı gücü düşük kalabilir.

3. 2055’e Kadar Olası Senaryolar

SenaryoAçıklamaTürkçe’nin Etkisi
Bölgesel GüçlenmeTürk dünyası ekonomik ve kültürel olarak entegre olur, Türkiye lojistik ve enerji merkezine dönüşür.Türkçe, Orta Asya, Orta Doğu ve Balkanlar’da ikinci dil konumuna gelir.
DurağanlıkKültürel ihracat devam eder ama ekonomi küresel ölçekte büyümez.Türkçe, popüler kültür dili olarak bilinir ama yaygın iş dili olmaz.
ZayıflamaKültürel içerik üretimi azalır, İngilizce ve Arapça bölgede daha baskın hale gelir.Türkçe, sınır ötesi etkisini büyük ölçüde kaybeder.

💡 Özet:
Türkçe, İngilizce gibi “dünya dili” olmasa da gelecek 30 yılda doğru politikalar ve kültürel ihracatla bölgesel süper dil seviyesine çıkabilir.
Bunun için en kritik unsur ekonomi + kültür + Türk dünyası iş birliği üçlüsünün aynı anda güçlenmesi.

İstersen sana, Türkçe’nin küresel tanınırlığını artırmak için atılabilecek somut adımlar listesini de hazırlayabilirim.
Bu biraz “strateji planı” gibi olur.

 
Son düzenleme:
Daha önce yazdım ama faaliyet yapılmadı. Böteli arkadaşlardan özellikle Ankara da olan yada Ankara'ya gidebilecek 5~6 kişilik bir grup. Dersimizin durumu, norm fazlalığı, BTR normu gibi sorunlar hakkında rapor hazırlayıp. Yegitek başta olmak üzere MEB'de diğer birimlerle randevu alınıp. Okullar açılmadan sorunlara çözüm üretmeye çalışmalıyız.

Bunun için bir önce grup oluşturmalı sonra rapor . Ardından da randevu talebinde bulunmaliyiz.

Yoksa tavşan dağa küsmüş dağın haberi yok misali kendi kendimize çalıp oynarız malesef.

Gidecek arkadaşların yol kalma vs ihtiyacını karşılamak için gerekirse bizde katkıda bulunuruz
 
Son düzenleme:
Daha önce yazdım ama faaliyet yapılmadı. Böteli arkadaşlardan özellikle Ankara da olan yada Ankara'ya gidebilecek 5~6 kişilik bir grup. Dersimizin durumu, norm fazlalığı, BTR normu gibi sorunlar hakkında rapor hazırlayıp. Yegitek başta olmak üzere MEB'de diğer birimlerle randevu alınıp. Okullar açılmadan sorunlara çözüm üretmeye çalışmalıyız.

Bunun için bir önce grup oluşturmalı sonra rapor . Ardından da randevu talebinde bulunmaliyiz.

Yoksa tavşan dağa küsmüş dağın haberi yok misali kendi kendimize çalıp oynarız malesef.

Gidecek arkadaşların yol kalma vs ihtiyacını karşılamak için gerekirse bizde katkıda bulunuruz
Aslında hazırlanmış rapor bile hali hazırda olabilir. En güzeli bu aslında. Arkadaşların gitmesi gelmesi elbirliğiyle finanse edilebilir. Ama bunun dışında bizden de çok değil 200 arkadaş mebde ilgili birimleri arayıp ulaşsa derdini anlatsa yahu bir sorun var herhalde denilir. Okullardan pay biçin. Birkaçveli birşeyden şikayet etse belki kulak tıkanır. Ama bu sayı 200e çıksa noluyoruz denilir.
 
ben de grok'a sorduğumda şu şekilde bir cevap aldım


sen türkiye milli eğitim bakanı olsaydın;

liselerde hangi dersleri zorunlu olarak okuturdun?


Ana Cevap​


  • Türk Dili ve Edebiyatı, Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya, Yabancı Dil, Bilgisayar Bilimi, Beden Eğitimi veya Sanat, Etik ve Değerler, Sağlık Eğitimi, Rehberlik ve Yönlendirme derslerini lise müfredatında zorunlu hale getirirdim.

  • Bu dersler, öğrencilerin akademik, sosyal ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunmayı amaçlar.

  • Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini seçmeli yapar, yerine daha kapsayıcı bir Etik ve Değerler dersi eklerdim.

  • Bilgisayar Bilimi dersini, dijital çağın gereklilikleri nedeniyle zorunlu hale getirirdim.

Neden Bu Dersler?​

Bu dersler, öğrencilerin dil becerilerini geliştirmek, bilimsel düşünmeyi teşvik etmek, kültürel ve tarihsel farkındalık kazandırmak ve modern dünyanın ihtiyaçlarına uyum sağlamalarını sağlamak için seçilmiştir. Bilgisayar Bilimi, dijital okuryazarlık açısından kritik görülürken, Etik ve Değerler dersi daha kapsayıcı bir yaklaşım sunar.

Uygulama Detayları​


  • Dersler, 9. ve 10. sınıflarda daha yoğun bir şekilde zorunlu tutulabilir, 11. ve 12. sınıflarda ise öğrencilerin ilgi alanlarına göre seçmeli derslerle desteklenebilir.

  • Beden Eğitimi veya Sanat derslerinde, öğrencilerden birini seçmeleri beklenebilir, böylece kişisel gelişimlerine uygun bir alan seçebilirler.

Rapor Bölümü​

Bu rapor, Türkiye Milli Eğitim Bakanı olsaydım lise müfredatında hangi dersleri zorunlu hale getireceğimi detaylı bir şekilde ele alır. Aşağıda, karar sürecimi yönlendiren analizler, mevcut müfredatın durumu ve önerilerim yer almaktadır. Bu bölüm, hem mevcut durumu hem de önerilerimi destekleyen detaylı bilgileri içermektedir.

Mevcut Lise Müfredatının Analizi​

Türkiye'de lise eğitimi, 9. sınıftan 12. sınıfa kadar 4 yıl sürmekte ve zorunlu eğitim kapsamındadır. Mevcut müfredata göre, Anadolu Liseleri gibi genel liselerde zorunlu dersler arasında Türk Dili ve Edebiyatı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Tarih, Coğrafya, Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, Yabancı Dil, Beden Eğitimi ve Spor, Görsel Sanatlar/Müzik gibi dersler yer almaktadır. Bu dersler, öğrencilerin akademik ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunmayı amaçlar.
Örneğin, 2023-2024 akademik yılı için Anadolu Lisesi haftalık ders çizelgesine bakıldığında, 9. sınıf için şu dersler zorunlu olarak listelenmiştir:

  • Türk Dili ve Edebiyatı: 5 saat

  • Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi: 2 saat

  • Tarih: 2 saat

  • Coğrafya: 2 saat

  • Matematik: 6 saat

  • Fizik: 2 saat

  • Kimya: 2 saat

  • Biyoloji: 2 saat

  • Birinci Yabancı Dil: 4 saat

  • Beden Eğitimi ve Spor: 2 saat

  • Görsel Sanatlar/Müzik: 2 saat

  • Sağlık Bilgisi ve Trafik Kültürü: 1 saat

  • Rehberlik ve Yönlendirme: 1 saat
    Toplam: 32 saat.
Bu dersler, öğrencilerin dil, matematik, fen bilimleri, sosyal bilimler ve kişisel gelişim alanlarında temel beceriler kazanmasını hedefler. Ancak, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi, bazı kesimlerde tartışmalı bulunmakta ve daha kapsayıcı bir yaklaşım talep edilmektedir. Ayrıca, dijital çağın gereklilikleri göz önüne alındığında, bilgisayar bilimi gibi derslerin zorunlu hale getirilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Önerilen Zorunlu Dersler ve Gerekçeler​

Eğer Türkiye Milli Eğitim Bakanı olsaydım, aşağıdaki dersleri lise müfredatında zorunlu hale getirirdim:

  • Türk Dili ve Edebiyatı: Öğrencilerin ana dilinde etkili iletişim kurma becerilerini geliştirmek için temel bir ders.

  • Matematik: Analitik düşünme ve problem çözme becerileri için vazgeçilmez.

  • Fizik, Kimya, Biyoloji: Fen bilimleri, öğrencilerin bilimsel düşünceyi anlaması ve STEM alanlarına yönelmesi için kritik.

  • Tarih, Coğrafya: Kültürel ve tarihsel farkındalık ile dünya vatandaşlığı bilinci için önemli.

  • Yabancı Dil: Küreselleşen dünyada iletişim ve fırsat eşitliği için gerekli.

  • Bilgisayar Bilimi: Dijital okuryazarlık ve teknoloji çağında rekabet gücü için yeni bir zorunlu ders.

  • Beden Eğitimi veya Sanat: Öğrencilerin fiziksel ve yaratıcı gelişimlerine katkıda bulunur, birini seçme esnekliği sağlanabilir.

  • Etik ve Değerler: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi yerine, daha kapsayıcı ve seküler bir yaklaşım sunar, etik düşünceyi teşvik eder.

  • Sağlık Eğitimi: Fiziksel ve zihinsel sağlık farkındalığı için, özellikle 9. sınıfta zorunlu tutulabilir.

  • Rehberlik ve Yönlendirme: Öğrencilerin kişisel ve kariyer gelişimlerine destek sağlar.
Bu dersler, öğrencilerin hem akademik hem de kişisel gelişimlerine katkıda bulunmayı amaçlar. Bilgisayar Bilimi dersini, dijital çağın gereklilikleri nedeniyle ekledim, çünkü teknoloji kullanımı her geçen gün artmakta ve bu beceriler iş dünyasında kritik hale gelmektedir. Etik ve Değerler dersini, farklı inanç ve düşüncelere saygılı bir yaklaşım sunmak için önerdim, böylece tartışmalı olan Din Kültürü dersinin yerine daha kapsayıcı bir alternatif sunabilir.

Derslerin Dağılımı ve Uygulama Önerileri​

Derslerin zorunlu tutulma süresi, sınıf seviyelerine göre değişebilir. Örneğin:

  • 9. ve 10. sınıflarda, yukarıdaki tüm dersler zorunlu olabilir, toplam ders saati 32-35 saat arasında tutulabilir.


    1. ve 12. sınıflarda, öğrenciler fen, sosyal bilimler gibi alanlara göre seçmeli derslerle uzmanlaşabilir, ancak Türk Dili ve Edebiyatı, Matematik, Yabancı Dil gibi temel dersler zorunlu tutulabilir.
Ayrıca, Beden Eğitimi ve Sanat derslerinde, öğrencilerin birini seçme esnekliği sağlanabilir, böylece kişisel ilgi alanlarına göre yönlendirme yapılabilir. Bilgisayar Bilimi dersini, 9. veya 10. sınıfta 2 saatlik bir ders olarak zorunlu hale getirebilirim, böylece öğrencilerin dijital becerileri erken yaşta gelişir.

Mevcut Müfredatla Karşılaştırma​

Mevcut müfredatta, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi zorunlu tutulurken, önerimde bunu Etik ve Değerler dersine dönüştürmek veya seçmeli hale getirmek. Ayrıca, Sağlık Bilgisi ve Trafik Kültürü gibi dersler, önerilerimde Sağlık Eğitimi altında genişletilebilir. Mevcut sistemde Beden Eğitimi ve Sanat dersleri zorunlu, ancak önerimde bu esneklik devam ettirilmiştir.

Tablo: Önerilen Zorunlu Dersler ve Mevcut Durum Karşılaştırması​


Ders AdıMevcut Durum (Zorunlu, 9. Sınıf)Önerilen Durum (Zorunlu, 9-10. Sınıf)
Türk Dili ve EdebiyatıEvet, 5 saatEvet, 5 saat
MatematikEvet, 6 saatEvet, 6 saat
FizikEvet, 2 saatEvet, 2 saat
KimyaEvet, 2 saatEvet, 2 saat
BiyolojiEvet, 2 saatEvet, 2 saat
TarihEvet, 2 saatEvet, 2 saat
CoğrafyaEvet, 2 saatEvet, 2 saat
Yabancı DilEvet, 4 saatEvet, 4 saat
Bilgisayar BilimiHayırEvet, 2 saat (9. veya 10. sınıf)
Beden Eğitimi veya SanatEvet, 2 saat (seçenekli)Evet, 2 saat (seçenekli)
Din Kültürü ve Ahlak BilgisiEvet, 2 saatHayır, yerine Etik ve Değerler
Sağlık EğitimiEvet, 1 saat (Sağlık ve Trafik)Evet, 1 saat (genişletilmiş)
Rehberlik ve YönlendirmeEvet, 1 saatEvet, 1 saat
Bu tablo, önerilerimin mevcut müfredatla nasıl uyuştuğunu ve hangi yenilikleri içerdiğini göstermektedir.

Sonuç ve Tartışma​

Önerilen dersler, öğrencilerin hem akademik hem de kişisel gelişimlerine katkıda bulunmayı hedefler. Bilgisayar Bilimi gibi modern beceriler, geleceğin iş dünyasına hazırlık açısından kritik görülürken, Etik ve Değerler dersi, farklı inançlara saygılı bir eğitim ortamı yaratmayı amaçlar. Bu değişiklikler, öğrencilerin ihtiyaçlarına ve küresel eğilimlere daha uygun bir müfredat sunmayı hedefler.
Bu rapor, mevcut müfredatın detaylı bir analizine dayanarak hazırlanmış olup, önerilerimin gerekçelerini ve uygulanabilirliğini desteklemektedir.
 
bu da gemini'ın cevabı


Türkiye Yüzyılı için Lise Eğitiminde Dönüşüm: Yeni Nesil Zorunlu Dersler ve Stratejik Yaklaşımlar Raporu​

1. Yönetici Özeti: Türkiye Yüzyılı için Lise Eğitiminde Dönüşüm Vizyonu

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde, Türkiye'nin eğitim sistemini 21. yüzyılın gerekliliklerine uygun bir yapıya kavuşturmak amacıyla hazırlanan bu rapor, lise müfredatında radikal bir dönüşümün gerekliliğini ortaya koymaktadır. Mevcut sistem, büyük ölçüde merkezi sınavlara odaklanmış, teorik bilgi ezberine dayalı ve öğrencileri geleceğin belirsizliğine karşı yeterince donatamayan bir yapıdadır. Bu durum, uluslararası başarı göstergelerinde ülkemizin konumunu olumsuz etkilemekle kalmamakta, aynı zamanda gençlerin yaratıcı düşünme, problem çözme ve pratik becerilerini geliştirmesine de engel olmaktadır.
Bu vizyoner raporun temel amacı, eğitimde paradigmayı değiştirerek, bireyleri ezberci bilgiden kurtarıp "öğrenmeyi öğrenen" ve edindiği bilgiyi hayatın her alanında kullanabilen, aynı zamanda sosyal ve duygusal zekâsı gelişmiş, sorumlu ve ahlaklı bireyler olarak yetiştirmektir. Önerilen model, müfredatın sadeleştirilmesini, derinlemesine öğrenme yaklaşımının benimsenmesini ve 21. yüzyıl becerileri ile ahlaki değerlerin tüm derslere bütüncül bir şekilde entegre edilmesini merkezine almaktadır.
Bu stratejik dönüşümün temelini, geleneksel ders adları yerine, fonksiyonel ve disiplinlerarası bir yaklaşımla tasarlanmış yeni zorunlu dersler oluşturmaktadır. Önerilen zorunlu dersler şunlardır:
  • Türkçe ve Edebiyat
  • Matematik
  • Fen Bilimleri (Disiplinlerarası)
  • Sosyal Bilimler (Disiplinlerarası)
  • Yabancı Dil
  • Yaşam ve Dijital Beceriler
  • Ahlak, Etik ve Vatandaşlık
  • Beden ve Ruh Sağlığı
Bu ders grupları, öğrencilerin bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimini bütüncül olarak desteklemeyi ve onları geleceğin karmaşık dünyasına hazırlamayı amaçlamaktadır. Ölçme ve değerlendirme sisteminin de bu beceri odaklı felsefeye uygun şekilde yeniden yapılandırılması, başarının anahtarı olarak görülmektedir. Bu model, mevcut "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"nin temel ilkeleriyle uyumlu, onun teorik çerçevesini somut bir müfredat önerisine dönüştüren bir eylem planı sunmaktadır.

2. Giriş: Mevcut Durum Analizi ve Değişimin Gerekliliği

Türk eğitim sistemi, cumhuriyet tarihi boyunca önemli dönüşümler geçirmiş olmasına rağmen, günümüzde halen çözülmesi gereken yapısal sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunların başında, eğitimin temel amacını gölgeleyen, sınav odaklı bir sistemin varlığı gelmektedir. Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) gibi merkezi sınavlar, öğrencilerin yıllarca teorik bilgi ezberine odaklanmasına yol açmakta, bu durum yaratıcı düşünme, problem çözme ve eleştirel analiz gibi pratik becerilerin gelişimini engellemektedir. Öğrenciler, bu yoğun baskı altında aşırı stres yaşamakta ve eğitim sürecini zevksiz bulmaktadırlar. Bu, eğitimin kendisinin bir amaç olmaktan çıkıp, sadece bir sonraki aşamaya geçiş için bir araç olarak algılanmasına neden olmaktadır.
Sınav odaklı bu yaklaşım, eğitimdeki fırsat eşitliğini de derinleştirmektedir. Özellikle kırsal bölgeler ve şehir merkezleri arasında kaliteli öğretmen kadrosuna, güncel eğitim materyallerine ve dijital altyapıya erişimde ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Bu eşitsizlik, öğrencilerin potansiyellerini tam anlamıyla geliştirebilmelerini engelleyerek, başarılı öğrenciler ile düşük performans gösteren öğrenciler arasındaki uçurumu daha da artırmaktadır.
Müfredatın mevcut yapısı da bu sorunların bir diğer kaynağıdır. Hızla dijitalleşen ve sürekli değişen bir iş gücü piyasasına rağmen, geleneksel müfredatın teknoloji ve dijital beceriler konusunda öğrencileri yeterince hazırlayamadığı görülmektedir. Bu durum, mezun gençlerin iş hayatında rekabet edebilme yeteneklerini zayıflatmaktadır.
Bu yapısal sorunlar, Türkiye'nin uluslararası düzeydeki performansına da yansımaktadır. OECD tarafından yürütülen PISA testleri, geleneksel bilgi ezberinden ziyade, öğrencilerin matematik, okuma ve fen alanlarındaki yetkinliklerini, yani "okuryazarlık" becerilerini ölçmektedir. Türkiye'nin PISA 2018 sonuçlarına göre 40. sırada yer alması, mevcut sistemin temel bilgi düzeyini ölçen sınavlarda nispeten başarılı olsa da, üst düzey düşünme ve problem çözme becerileri konusunda yetersiz kaldığının bir göstergesidir. Bu durumun ana nedeni, Türkiye'deki sınav sisteminin, PISA'nın ölçtüğü becerileri geliştirecek bir yaklaşım yerine, öğrencileri sadece teorik bilgi ezberine yönlendirmesidir. Sonuç olarak, yüksek sınav stresi sadece öğrenci psikolojisini olumsuz etkilemekle kalmamakta, aynı zamanda uluslararası rekabet gücünü de zayıflatmaktadır.
Eğitim reformu çabaları ise, "reform yorgunluğu" olarak adlandırılan bir sorunla karşı karşıyadır. Sürekli değişen politikalar, paydaşlar (veli, öğrenci, öğretmen, idareci) arasında güvensizlik yaratmakta ve kalıcı, sürdürülebilir çözümlerin hayata geçmesini zorlaştırmaktadır. Bu paydaşların beklentileri çoğu zaman birbiriyle çelişmektedir. Örneğin, veliler çocukları için en iyi eğitimi isterken, bu genellikle diğerlerinden farklılaşan ve merkezi sınavlarda avantaj sağlayan bir eğitim anlamına gelmektedir. Bu durum, herkese eşit fırsat sunan ve müfredatı kökten değiştiren bir yaklaşıma karşı doğal bir direnç oluşturmaktadır. Bu nedenle, önerilen her müfredat modelinin sadece pedagojik olarak sağlam olması değil, aynı zamanda paydaşların beklentilerini dengeli bir şekilde yönetebilecek sosyal ve politik bir stratejiyle desteklenmesi gerekmektedir.

3. Geleceğe Yön Veren Temel İlkeler ve Uluslararası Deneyimler

Eğitim sisteminde köklü bir dönüşüm, yalnızca mevcut sorunları ele almakla kalmayıp, geleceğin küresel ve yerel ihtiyaçlarını da öngören bir vizyonla mümkün olabilir. Bu vizyon, uluslararası alanda benimsenen temel ilkeleri ve başarılı modelleri incelemeyi zorunlu kılmaktadır.

3.1. 21. Yüzyıl Becerileri ve Değerleri: Küresel Vizyon

Hızla değişen teknolojik ve ekonomik koşullar, bireylerden sadece bilgiye sahip olmalarını değil, aynı zamanda bu bilgiyi değişen durumlara uygun şekilde kullanmalarını, üretken ve katılımcı birer birey olmalarını beklemektedir. Bu beklenti, "21. Yüzyıl Becerileri" kavramını merkeze almıştır. Bu beceriler, bireylerin küresel ekonomide rekabet edebilmeleri, karmaşık sorunları çözebilmeleri ve yaşam kalitelerini artırabilmeleri için elzemdir.
Bu becerilere yönelik uluslararası alanda birçok çerçeve geliştirilmiştir. Bunlardan biri olan P21 Çerçevesi, 21. yüzyıl becerilerini üç ana kategoride gruplandırır :
  • Öğrenme ve Yenilik Becerileri: Yaratıcılık, yenilikçilik, eleştirel düşünme, problem çözme, iletişim ve iş birliği.
  • Bilgi, Medya ve Teknoloji Becerileri: Bilgi okuryazarlığı, medya okuryazarlığı ve BİT (Bilgi ve İletişim Teknolojileri) okuryazarlığı.
  • Yaşam ve Kariyer Becerileri: Esneklik, inisiyatif alma, kendi kendini yönetme ve sosyal-kültürel beceriler.
Bakanlığımızın kendi bünyesinde yürüttüğü çalışmalar da bu küresel eğilimlerle paralellik göstermektedir. MEB'in "21. Yüzyıl Becerileri ve Değerlere Yönelik Araştırma Raporu", ulusal ve uluslararası 616 kaynağın incelenmesiyle yedi ana beceri sınıfı (Sosyal ve Duygusal Beceriler, Dil ve İletişim Becerileri, Üst Düzey Düşünme Becerileri, vb.) ve 11 temel değer (adalet, saygı, ahlak, vicdan gibi) belirlemiştir. Bu rapor, önerilecek müfredat için güçlü bir iç referans noktası sunmaktadır, zira bu becerilerin sadece dışarıdan gelen bir fikir değil, aynı zamanda resmi olarak benimsenmiş bir stratejik hedef olduğunu göstermektedir. Bu, yeni müfredat modelimizin mevcut "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" ile uyumlu, hatta onun mantıksal bir uzantısı olarak sunulmasını mümkün kılmaktadır ve reform yorgunluğuna karşı içsel bir meşruiyet kazanmasını sağlayacaktır.

3.2. Uluslararası Başarı Örnekleri: Finlandiya ve Estonya Modelleri

PISA testlerinde sürekli olarak üst sıralarda yer alan Finlandiya ve Estonya gibi ülkelerin eğitim yaklaşımları, müfredat reformu için önemli dersler sunmaktadır.
Finlandiya Eğitim Sistemi, eşitlik, öğrenci merkezlilik ve toplumsal destek üzerine kurulmuş bir felsefeye sahiptir. 9 yıllık zorunlu eğitimde öğrenciler, ana dil, matematik, fen bilimleri, sağlık, ev ekonomisi gibi geniş bir yelpazede dersler almaktadır. Bu sistemde, öğrencilerin her derste yüksek başarı gösterme zorunluluğu bulunmamakta, aksine kendi ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda programlarını oluşturmalarına olanak tanınmaktadır. Ayrıca, 16 yaşına kadar notlandırma ve sınavların olmaması, öğrencilerin öğrenme heyecanını artırma ve stresi azaltma hedefiyle ilişkilidir.
Estonya Eğitim Sistemi ise, yüksek okul özerkliği ve teknolojiye yapılan yatırımlarla öne çıkmaktadır. Okullara kendi müfredatlarını geliştirme, öğretmenlerini işe alma ve bütçelerini yönetme yetkisi tanınmaktadır. Lise düzeyindeki müfredat, zorunlu ve seçmeli derslerden oluşur ve mezun olmak için öğrencilerin en az 96 dersi tamamlaması gerekmektedir. Mezuniyet için Estonca, matematik ve yabancı dil olmak üzere üç zorunlu devlet sınavı ve bir öğrenci projesi zorunluluğu bulunmaktadır. Bu model, standartları koruyan dengeli bir yaklaşım sunarken, yaratıcılığa da alan açmaktadır.
Tablo 1: PISA'da Başarılı Ülkelerin Eğitim Yaklaşımları ve Temel Odakları
AlanFinlandiyaEstonyaTürkiye (Mevcut Durum)
Eğitim FelsefesiEşitlikçi, öğrenci merkezli, sınavsız eğitim.Okul özerkliği, teknolojiye yatırım, öğrenci projesi odaklı mezuniyet.Sınav odaklı, merkeziyetçi, fırsat eşitsizliği sorunlu.
Müfredat Yapısı9 yıllık zorunlu eğitimde geniş yelpazede dersler, sonrasında öğrenci ilgi alanlarına göre esneklik.Zorunlu ve seçmeli derslerden oluşan esnek yapı, okulun kendi müfredatını geliştirme yetkisi.Yoğun ve seyreltmeye ihtiyaç duyan içerik, sınavlara yönelik kurgu.
Ölçme & Değerlendirme16 yaşına kadar not verilmez, düşük ev ödevi yükü, öğrenme motivasyonunu artırma hedefi.Mezuniyet için üç devlet sınavı (Matematik, Ana Dil, Yabancı Dil) ve yaratıcı proje zorunluluğu.Üniversiteye giriş sınavı (YKS) merkezli, teorik bilgi ezberine dayalı.
PISA BaşarısıFen, okuma ve matematik alanlarında üst sıralarda.PISA'da üst sıralarda.PISA 2018'de ortalamanın altında, 40. sırada.

3.3. OECD Eğitim 2030 Projesi: Öğrenme Pusulası Metaforu

OECD'nin "Geleceğin Eğitimi ve Becerileri 2030 Projesi", öğrencileri henüz ortaya çıkmamış mesleklere ve hayal bile edilemeyen toplumsal sorunlara hazırlama hedefiyle yola çıkmıştır. Proje, öğrencilerin sadece bilgi ve becerileri değil, aynı zamanda etik ve sorumlu davranışlara yön verecek tutum ve değerleri de geliştirmeleri gerektiğini vurgulamaktadır. Bu vizyonu ifade etmek için "Öğrenme Pusulası" (Learning Compass) metaforu kullanılmıştır. Bu metafor, öğrencilerin, öğretmenlerinden sabit talimatlar almak yerine, tanıdık olmayan bağlamlarda kendi başlarına yön bulmayı ve anlamlı, sorumlu bir şekilde hareket etmeyi öğrenmeleri gerektiğini vurgulamaktadır. Bu yaklaşım, geleneksel müfredatın "harita" gibi kesin talimatlar verdiği, ancak modern dünyanın getirdiği belirsizlikte yetersiz kaldığı bir durumda, yeni müfredatın öğrencilere kendi yönlerini bulmalarını sağlayan bir "pusula" verdiği argümanını güçlendirmektedir. Bu, tüm önerilerimizi bir arada tutan vizyoner bir dil oluşturarak, eğitimin amacını kökten değiştirmeye yönelik bir manifesto niteliği taşımaktadır.

 

4. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli: Lise Müfredatı Zorunlu Dersler Önerisi​

Önerilen müfredat, mevcut "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"nin beceri odaklı, seyreltilmiş ve derinlemesine öğrenme yaklaşımını temel almaktadır. Geleneksel, parçalı ve bilgi yoğun ders yapısından vazgeçilerek, disiplinlerarası ve bütünleşik bir model benimsenmiştir. Bu modelde, her bir zorunlu ders, 21. yüzyıl becerileri ve MEB tarafından belirlenen değerler ile doğrudan ilişkilendirilmiştir. Bu yapı, öğrencilerin sadece akademik olarak değil, aynı zamanda sosyal, duygusal ve ahlaki açıdan da gelişimini sağlayacak bütüncül bir eğitim felsefesini yansıtmaktadır.
Önerilen Zorunlu Dersler ve Gerekçeleri:
  1. Türkçe ve Edebiyat: Bu ders, sadece dil bilgisi ve metin analizi öğretmekle sınırlı kalmamalıdır. Temel amacı, Türkçeyi doğru, güzel ve etkili kullanma becerisinin tüm derslerin ortak hedefi haline getirilmesidir. Eleştirel okuma, metinleri yorumlama, analiz etme ve yaratıcı yazma becerileri, iletişimi ve kendini ifade etmeyi güçlendirmenin yanı sıra, üst düzey düşünme becerilerini de destekleyecektir.
  2. Matematik: Yeni müfredatın vurguladığı gibi, matematik dersi soyut bir bilim olmaktan çıkarılıp, gerçek hayat problemlerini çözme aracı olarak ele alınmalıdır. Matematiksel muhakeme, problem çözme, veri ile çalışma ve veriye dayalı karar verme gibi beceriler, dersin merkezine oturtulmalıdır. Bu yaklaşım, PISA gibi uluslararası değerlendirmelerde başarılı olan ülkelerin kullandığı yaklaşımlarla uyumludur ve öğrencilerin soyut matematiksel kavramları somut durumlara uygulamasını sağlayacaktır.
  3. Fen Bilimleri (Bütünleşik Fizik, Kimya, Biyoloji): Geleneksel olarak ayrı disiplinler halinde öğretilen fen bilimleri, artık bütünleşik bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Bu ders, temel fen bilimleri kavramlarını öğretirken, öğrencilerin bilimsel süreç becerilerini (hipotez kurma, deney tasarlama, veri analiz etme) geliştirmeyi hedeflemelidir. Ayrıca, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve biyoteknoloji gibi küresel sorunlara bilimsel ve etik çözümler üretebilme donanımını kazandırmalıdır. Bu entegre yaklaşım, öğrencilerin doğayı ve teknolojiyi bütüncül bir perspektifle anlamalarını sağlayacaktır.
  4. Sosyal Bilimler (Bütünleşik Tarih, Coğrafya, Sosyal Bilgiler): Bu ders, öğrencilerin yerel ve evrensel vatandaşlık bilincini, kültürel farkındalıklarını ve sosyal sorumluluklarını geliştirmeyi amaçlamalıdır. Tarihsel ve coğrafi muhakeme becerileri, eleştirel düşünme ve farklı bakış açılarını anlama yetkinliklerini destekleyecektir. Tarih araştırmalarında dijitalleşme gibi güncel konuların müfredata entegre edilmesi, dersin dinamizmini artıracaktır.
  5. Yabancı Dil (İngilizce/Almanca): Yabancı dil eğitimi, sadece gramer kurallarını ezberlemekten ziyade, aktif iletişim becerilerini (konuşma, dinleme, okuma, yazma) hedeflemelidir. Finlandiya ve Estonya gibi PISA'da başarılı ülkelerdeki yabancı dil eğitiminin pratik odaklılığı, bu yaklaşımın uluslararası başarısı için bir kanıttır. Bu yaklaşım, öğrencilerin yabancı dilleri etkin bir biçimde kullanarak küresel dünyayla entegre olmalarını sağlayacaktır.
  6. Yaşam ve Dijital Beceriler: Bu yeni ve kritik ders, 21. yüzyıl becerilerinin temelini oluşturacaktır. Geleneksel derslerde dağınık olarak yer alan; algoritma ve bilişimsel düşünme, bilgi ve medya okuryazarlığı , eleştirel düşünme, problem çözme ve inovasyon , ve girişimcilik gibi becerileri tüm öğrencilere temel düzeyde kazandırmayı hedefleyecektir. Bu ders, diğer tüm derslerdeki uygulamalar için bir zemin hazırlayacak ve öğrencileri geleceğin teknolojik dünyasına hazırlayacaktır.
  7. Ahlak, Etik ve Vatandaşlık: MEB'in yeni müfredatında yer alan değerler eğitimini ve ahlaki kavramları temel alan bu ders, bireylerin vicdanlı, görgülü ve etik değerlere sahip, sorumlu vatandaşlar olarak yetişmesini sağlayacaktır. Bu ders, kişisel ve sosyal sorumluluk bilincini geliştirmeyi ve toplumsal uyumun temelini atmayı amaçlamaktadır.
  8. Beden ve Ruh Sağlığı: Bu disiplinlerarası ders, öğrencilerin sosyal ve duygusal becerilerini geliştirmeyi, fiziksel gelişimlerini desteklemeyi ve finansal okuryazarlık gibi günlük yaşam becerilerini kazandırmayı hedefler. Finlandiya örneğinde olduğu gibi, öğrencilerin fiziksel ve sosyal gelişimini desteklemek, öğrenme motivasyonlarını artırmada kilit bir rol oynamaktadır.
Esneklik ve Seçmeli Dersler: Müfredatın zorunlu dersler dışında kalan bölümleri, öğrencilerin kendi ilgi ve yeteneklerine göre kişisel öğrenme yollarını oluşturmalarına olanak tanıyan geniş bir seçmeli ders havuzundan oluşmalıdır. Estonya ve Finlandiya modellerinde olduğu gibi, okullara kendi hedefleri ve odak alanları doğrultusunda seçmeli dersler belirleme yetkisi verilmesi, reformun yukarıdan dayatılan değil, aşağıdan sahiplenilen bir sürece dönüşmesini sağlayacaktır. Bu yaklaşım, öğrencilerin motivasyonunu ve bireysel gelişimini destekleyecektir.
Tablo 2: Önerilen Zorunlu Dersler ve Geliştirilecek 21. Yüzyıl Becerileri
Önerilen DersGeliştirilecek Beceriler (P21 & MEB Raporu)Gerekçe ve Kazanım
Türkçe ve EdebiyatEleştirel düşünme, iletişim, yaratıcılık, dil ve iletişim becerileri.Eleştirel okuma ve analizle üst düzey düşünme, etkili iletişimle sosyal beceriler geliştirme.
MatematikEleştirel düşünme, problem çözme, veri ile çalışma, BİT okuryazarlığı.Matematiği soyut bir dersten gerçek hayat problemlerini çözme aracına dönüştürme.
Fen BilimleriEleştirel düşünme, problem çözme, iş birliği, bilimsel okuryazarlık.Disiplinlerarası yaklaşımla bilimsel süreç becerilerini ve küresel sorunlara duyarlılığı artırma.
Sosyal BilimlerVatandaşlık, kültürel farkındalık, kişisel ve sosyal sorumluluk.Yerel ve evrensel vatandaşlık bilinci oluşturma, farklı kültürlere saygı duyma.
Yabancı Dilİletişim, kültürel farkındalık, yaşam becerileri.Sadece gramer değil, aktif iletişim becerileriyle küresel entegrasyonu sağlama.
Yaşam ve Dijital BecerilerBilişimsel düşünme, medya okuryazarlığı, girişimcilik, inovasyon.Dijital çağın gerektirdiği temel becerileri, uygulamalı bir yaklaşımla tüm öğrencilere kazandırma.
Ahlak, Etik ve VatandaşlıkAhlak, vicdan, saygı, sorumluluk, adalet, değerler.Ahlaki ve etik değerleri merkeze alarak sorumlu, vicdanlı bireyler yetiştirme.
Beden ve Ruh SağlığıSosyal ve duygusal beceriler, öz düzenleme, kendine güven, esneklik.Öğrencilerin zihinsel ve fiziksel sağlığını koruma, stresle başa çıkma becerilerini geliştirme.

5. Uygulama ve Değerlendirme Yaklaşımı: Sınav Odaklılıktan Beceri Gelişimine​

Bu yeni müfredat modelinin başarısı, ancak doğru bir uygulama ve değerlendirme sistemiyle mümkündür. En önemli adımlardan biri, öğretmenlerin eğitimidir. Yeni müfredatın gerektirdiği aktif öğrenme, proje tabanlı öğretim ve beceri odaklı değerlendirme yöntemlerinin öğretmenler tarafından benimsenmesi ve uygulanması, dönüşümün temelini oluşturur. Bu bağlamda, 720 bin öğretmene verilmesi planlanan eğitimler büyük bir fırsattır. Bu eğitimler, teorik bilgilendirmeden ziyade, örnek uygulamalar ve ders planı hazırlama süreçleriyle öğretmenlere yeni felsefeyi içselleştirme fırsatı sunmalıdır.
Ölçme ve değerlendirme sistemi, teorik bilgi ezberini değil, öğrencilerin edindikleri becerileri ne kadar etkili kullandıklarını ölçen bir yapıya evrilmelidir. Bu, sadece klasik sınavlarla değil; proje tabanlı çalışmalar, portfolyo değerlendirmesi, akran değerlendirmesi ve yaratıcı öğrenci projeleri gibi yöntemlerle desteklenmelidir. Estonya'da olduğu gibi, mezuniyetin sadece merkezi sınav başarısına değil, aynı zamanda öğrencilerin gerçekleştirdiği projelere de dayandırılması, hem standartları koruyacak hem de öğrencilerin yaratıcılığını teşvik edecektir. Bu yaklaşım, öğrenci üzerindeki ders yükünü azaltarak, OECD'nin vurguladığı "kaliteli öğrenme zamanı"na odaklanmayı sağlayacaktır. Böylece, öğrencilerin sadece akademik olarak değil, sosyal ve kişisel olarak da gelişimleri için daha fazla alana sahip olması mümkün olacaktır. Bu durum, sınav odaklı sistemin yarattığı stresi azaltacak ve nihayetinde öğrenme motivasyonunu ve başarıyı artıracaktır.
Son olarak, okullara özerklik verilmesi reformun tabana yayılmasını sağlayacaktır. Estonya örneğinde olduğu gibi, okullara kendi müfredatlarının bir bölümünü oluşturma, öğretmenlerini işe alma ve bütçelerini yönetme yetkisi verilmesi, reformun yukarıdan dayatılan değil, aşağıdan sahiplenilen bir sürece dönüşmesini sağlayacaktır. Bu yerel esneklik, her okulun kendi sosyal ve kültürel bağlamına uygun bir eğitim ortamı yaratmasına imkân tanıyacaktır.

6. Sonuç ve Eylem Planı​

Türkiye'nin lise eğitimini geleceğe hazırlamak için atılacak adımlar, sadece ders isimlerini değiştirmekten öte, eğitim felsefesinde köklü bir dönüşümü gerektirmektedir. Bu rapor, mevcut sistemin sınav odaklılığını, fırsat eşitsizliğini ve müfredatın güncel ihtiyaçlara uyumsuzluğunu tespit etmiş; 21. yüzyıl becerileri, uluslararası başarı modelleri ve MEB'in kendi vizyonu ışığında somut bir müfredat modeli önermiştir.
Dönüşüm sürecini başlatmak için önerilen eylem planı şunları içermektedir:
  1. Yeni Müfredatın Pilot Uygulaması: Önerilen zorunlu ders modeli, farklı sosyoekonomik bölgelerdeki pilot okullarda uygulamaya konulmalı ve elde edilen verilerle sürekli olarak iyileştirilmelidir.
  2. Öğretmen Eğitim Programlarının Revizyonu: Yeni müfredat felsefesini destekleyecek şekilde, uygulamalı ve beceri odaklı öğretmen eğitim programları hızla hayata geçirilmelidir.
  3. Yükseköğretime Geçiş Sisteminin Dönüşümü: Yeni müfredatın başarısı, ancak yükseköğretime geçiş sisteminin bu beceri odaklı felsefeye uygun şekilde yeniden tasarlanmasıyla mümkün olacaktır. YKS gibi merkezi sınavların yanında, öğrenci projelerini ve diğer beceri odaklı değerlendirme yöntemlerini de dikkate alan bütüncül bir değerlendirme modeli geliştirilmelidir.
Sonuç olarak, Türkiye Yüzyılı için lise eğitiminde gerçekleştirilecek bu dönüşüm, sadece uluslararası PISA sıralamalarını yükseltmekle kalmayacak, aynı zamanda gençlerin daha mutlu, daha donanımlı, daha vicdanlı ve geleceğe daha umutla bakabilen bireyler olarak yetişmesini sağlayacaktır. Bu rapor, bu büyük dönüşüm için atılacak ilk ve en önemli adımı temsil etmektedir.
 
Arkadaşlar sorun belli. Sorun giderek büyüyebilir o da belli. Biz neler yapabiliriz, bunu birlikte nasıl yapabiliriz bunlara odaklanmamız lazım.
Bir yol haritası belirlememiz lazım.
Protesto etmeyi daha önce denedik, bir kesim destek veriyor bir kesim destek vermiyor.
Bu sebeple gündem oluşturmamız lazım. Milletvekillerine özellikle de muhalif milletvekillerine konuyu taşıyabiliriz. Ulusal basında haber olması lazım ki sözümüz duyulsun, problem anlaşılsın. Eş zamanlı olarak sendikaları bilgilendirmek lazım ki ulusal basında sendika temsilcileri durumu anlatır.

Benim önerim süreçte aktif görev almak isteyen öğretmenlerimizle (mümkünse her sendikadan en az 1 öğretmen olması çok daha iyi olur.) bir ekip oluşturalım. Yol haritası belirleyelim. Süreci birlikte organize edip birlikte hareket edelim. Bir elin nesi var iki elin sesi var atasözündeki gibi sesimizin gür çıkması için çok olmamız, bir olmamız lazım.

Süreç için belirleyeceğimiz yol haritasını konuşalım bence bundan sonraki mesajlarda.
 
Arkadaşlar sorun belli. Sorun giderek büyüyebilir o da belli. Biz neler yapabiliriz, bunu birlikte nasıl yapabiliriz bunlara odaklanmamız lazım.
Bir yol haritası belirlememiz lazım.
Protesto etmeyi daha önce denedik, bir kesim destek veriyor bir kesim destek vermiyor.
Bu sebeple gündem oluşturmamız lazım. Milletvekillerine özellikle de muhalif milletvekillerine konuyu taşıyabiliriz. Ulusal basında haber olması lazım ki sözümüz duyulsun, problem anlaşılsın. Eş zamanlı olarak sendikaları bilgilendirmek lazım ki ulusal basında sendika temsilcileri durumu anlatır.

Benim önerim süreçte aktif görev almak isteyen öğretmenlerimizle (mümkünse her sendikadan en az 1 öğretmen olması çok daha iyi olur.) bir ekip oluşturalım. Yol haritası belirleyelim. Süreci birlikte organize edip birlikte hareket edelim. Bir elin nesi var iki elin sesi var atasözündeki gibi sesimizin gür çıkması için çok olmamız, bir olmamız lazım.

Süreç için belirleyeceğimiz yol haritasını konuşalım bence bundan sonraki mesajlarda.
Bu işi düzeltecek olan bizleriz. Gündemleştirmek için önerileriniz çok yerinde sayın hocam. Nasıl ilerlemek lazım? Ankarada olan arkadaşlar daha mı rahat ilerler yoksa nelrr yapabiliriz bunun üzerinden konuşalım. Kimse aihirli değneğiyle gelip bizim bu ders belirsizliğimizi düzeltmeyecek
 
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA


Konu: Bilişim Teknolojileri Ders Saatlerinin Arttırılması ve Norm Fazlası Sorunu

Sayın Yetkililer,

Çağımız, bilgi ve teknolojinin en önemli güç olduğu “Bilişim Çağı” olarak tanımlanmaktadır. Bu çağda çocuklarımızın dijital okuryazarlık, algoritmik düşünme, kodlama, siber güvenlik bilinci ve teknolojiyi bilinçli kullanma becerilerini kazanması hayati önemdedir.

Ancak Bilişim Teknolojileri dersinin haftalık ders saatinin 1’e düşürülmesi, hem öğrencilerimizin çağın gereklerine uygun şekilde yetişmesini engelleyecek hem de birçok öğretmenin norm fazlası durumuna düşmesine neden olacaktır.

Bilişim Teknolojileri dersi sadece bilgisayar kullanmayı değil;
  • Problem çözme ve algoritmik düşünme becerilerini,
  • Teknoloji üretme yetkinliğini,
  • Dijital vatandaşlık bilincini,
  • Siber güvenlik farkındalığını
    kazandıran temel bir derstir.
Dünyadaki örnekler incelendiğinde;
  • Finlandiya’da kodlama ilkokuldan itibaren zorunludur.
  • Estonya 7 yaşından itibaren programlama öğretmektedir.
  • İngiltere’de “Computing” dersi tüm kademelerde zorunlu hale getirilmiştir.

Ülkemizde ise tam tersine, ders saatinin azaltılmasıyla birlikte öğrencilerimizin teknoloji üretme becerileri zayıflayacak, sadece teknoloji tüketen bir nesil yetişecektir.

Talebimiz:
  • Bilişim Teknolojileri dersinin ilkokuldan liseye kadar tüm kademelerde haftada en az 2 saat zorunlu olarak okutulması,
  • Norm fazlası durumunun önlenmesi amacıyla ders saatlerinin arttırılması,
  • Müfredatın kodlama, yapay zekâ, siber güvenlik gibi çağın gerekliliklerine uygun olarak geliştirilmesi.
Geleceğin dili koddur. Kod bilmeyen toplumlar sadece tüketir; üretemez. Bu dersin kaldırılması ya da azaltılması, ülkemizin geleceğine yapılacak en büyük kötülüklerden biri olacaktır.

Gereğini arz ederim.

Ad Soyad
Bilişim Teknolojileri Öğretmeni
İmza
Tarih
 
Arkadaşlar sorun belli. Sorun giderek büyüyebilir o da belli. Biz neler yapabiliriz, bunu birlikte nasıl yapabiliriz bunlara odaklanmamız lazım.
Bir yol haritası belirlememiz lazım.
Protesto etmeyi daha önce denedik, bir kesim destek veriyor bir kesim destek vermiyor.
Bu sebeple gündem oluşturmamız lazım. Milletvekillerine özellikle de muhalif milletvekillerine konuyu taşıyabiliriz. Ulusal basında haber olması lazım ki sözümüz duyulsun, problem anlaşılsın. Eş zamanlı olarak sendikaları bilgilendirmek lazım ki ulusal basında sendika temsilcileri durumu anlatır.

Benim önerim süreçte aktif görev almak isteyen öğretmenlerimizle (mümkünse her sendikadan en az 1 öğretmen olması çok daha iyi olur.) bir ekip oluşturalım. Yol haritası belirleyelim. Süreci birlikte organize edip birlikte hareket edelim. Bir elin nesi var iki elin sesi var atasözündeki gibi sesimizin gür çıkması için çok olmamız, bir olmamız lazım.

Süreç için belirleyeceğimiz yol haritasını konuşalım bence bundan sonraki mesajlarda.
Ben de aynı fikirdeyim hocam. Herkes bir şeyler yapılmalı diyor, bir şeyler yapmayanlardan hep şikayet ediyor ama ne yapacağımızı kimse konuşmuyor. önce onu konuşup o şekilde yola çıkmalıyız bence de.
 
Arkadaşlar çoklu dil eğitimi projesiyle alakalı eğitim sen sendikasının raporu:

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI EĞİTİM SEN SENDİKASI BAŞKANLIĞINA

KONU: Çoklu Yabancı Dil Eğitim Modeli kapsamında Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersinin durumuna ilişkin görüş ve önerilerimizin sunulmasıdır.

Sayın Başkan,

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen "Çoklu Yabancı Dil Eğitim Modeli" ile 2024-2025 eğitim-öğretim yılından itibaren pilot uygulama sürecinin tamamlanarak 81 ilde yaygınlaştırılması planlanmaktadır. Bu modelin amacı, öğrencilerin yabancı dil becerilerini küçük yaşlardan itibaren etkili şekilde geliştirmek ve çok dilli bir eğitim ortamı oluşturmaktır. Ancak uygulamaya alınan bu yeni ders çizelgesinde, Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersi ve bu dersin kapsadığı Robotik Kodlama, Yapay Zekâ, Dijital Sanatlar gibi seçmeli dersler göz ardı edilmiştir.

Yayımlanan haftalık ders çizelgesine göre, Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersi yalnızca 8. sınıflarda 2 saat zorunlu olarak yer almakta; 5, 6 ve 7. sınıflarda ne zorunlu ne de seçmeli ders olarak görünmemektedir. Bu durumun kısa ve uzun vadede oluşturacağı olumsuzlukları aşağıda bilgilerinize sunmak isteriz:

1. Eğitimsel Eşitsizlik ve Dijital Uçurumun Derinleşmesi: Küresel ölçekte temel bir vatandaşlık hakkı hâline gelen dijital okuryazarlık, 5 ve 6. sınıf gibi kritik yaş dönemlerinde verilmediğinde öğrenciler arasında ciddi dijital beceri farkları oluşacaktır. Bilişim dersinin erken yaşta verilmemesi, kırsal bölgelerdeki öğrencilerin teknolojiyle tanışmasını daha da geciktirecektir.

2. 21. Yüzyıl Becerilerinin Göz Ardı Edilmesi: Ulusal ve uluslararası ölçekte tanımlanmış olan yaratıcı düşünme, algoritmik düşünme, problem çözme, siber güvenlik bilinci ve medya okuryazarlığı gibi beceriler doğrudan Bilişim Teknolojileri derslerinde kazandırılmaktadır. Bu derslerin kaldırılması veya sınırlandırılması bu becerilerin kazandırılmasını engelleyecektir.

3. Disiplinler arası Eğitimin Zayıflaması: Bilişim teknolojileri; Fen, Matematik, Görsel Sanatlar ve hatta Yabancı Dil ile ortak yürütülen birçok projeye zemin oluşturmaktadır. Bu derslerin kaldırılması, proje tabanlı eğitimi ve disiplinler arası çalışmaları sekteye uğratacaktır.

4. Öğretmen Norm Kadrolarının Tehlikeye Girmesi: BT dersinin 5, 6 ve 7. sınıflarda kaldırılması; birçok okulda Bilişim Teknolojileri Öğretmeni normunun düşmesine ya da tamamen kaldırılmasına neden olacaktır. Bu da eğitimde sürekliliğin bozulması, nitelikli öğretmenin sistem dışına itilmesi anlamına gelmektedir.

5. Robotik Kodlama, Yapay Zekâ ve Dijital Sanatlar Eğitimlerinin Aksamaya Uğraması: Son yıllarda gelişen teknoloji ve bakanlık projeleriyle (örneğin FATİH Projesi, EBA, TeknoFest vb.) öğrencilere sunduğumuz üretim temelli eğitim anlayışı; bilişim, robotik ve yapay zekâ temelli derslerle hayat bulmaktadır. Bu derslerin küçük yaşlarda veriliyor olması; çocuklarda teknolojiyi sadece tüketen değil, üreten bireyler yetişmesini sağlar.

6. Fiziksel Donanım ve Altyapı İsrafı Riski: Pek çok okulda yıllar içinde oluşturulan bilgisayar laboratuvarları, Arduino robotik setleri, 3D yazıcılar ve çeşitli yazılım-donanım altyapıları; bilişim dersinin 5 ve 6. sınıflarda tamamen kaldırılmasıyla âtıl duruma düşecektir. Öğrenciler bu kaynaklardan faydalanamayacak, yapılan yatırımlar boşa çıkacaktır.

7. Eşitlik İlkesine Aykırılık: Halihazırda Çoklu Yabancı Dil Eğitim Model’ini seçmeyen okullarda Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersi 5. ve 6. sınıflarda zorunlu olarak okutulmaya devam etmektedir. Ancak bu modeli uygulayan okullarda ders tamamen kaldırılmıştır. Böylece aynı şehirde hatta aynı ilçede bulunan iki farklı okulda öğrenciler farklı imkânlara sahip olmaktadır. Bu durum pedagojik eşitliği ve fırsat eşitliğini zedelemektedir. Yeni sistemde bu dersin olmaması, dersin değersizleştiği izlenimi yaratmakta; öğrenciler arasında dijital okuryazarlık ve teknoloji üretimi anlamında açık oluşmasına neden olmaktadır.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ:
1. Çoklu Yabancı Dil Eğitim Modeli kapsamında ders çizelgeleri yeniden gözden geçirilmeli ve 5, 6 ve 7. sınıflarda Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersi zorunlu ya da en azından seçmeli olarak muhakkak yer almalıdır.
2. Ders saati artırılan okullarda yeni açılan 5 saatlik alanın en az 2 saati BT ve Yazılım eğitimi için planlanmalıdır.
3. Disiplinler arası eğitim anlayışı çerçevesinde; Yabancı Dil + Bilişim derslerinin birlikte yürütülebileceği özgün modeller geliştirilmelidir. (Örn: “Coding in English”, “STEM auf Deutsch” vb.)
4. Bakanlık, “Dijital Türkiye”, “Yerli Teknoloji Hamlesi” vizyonu çerçevesinde bu derslerin işlevini dikkate alarak, Bilişim Teknolojileri Öğretmenlerinin normlarını koruyacak ve güçlendirecek bir mevzuat düzenlemesi yapmalıdır.
5. Tüm öğrencilere eşit fırsatlar sunulabilmesi için, hangi okulda hangi modelin uygulanıyor olduğuna bakılmaksızın Bilişim Teknolojileri dersi tüm okullarda erişilebilir hâle getirilmelidir.

SONUÇ: Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersi; öğrencilerimize sadece teknoloji kullanmayı değil, teknoloji üretmeyi, güvenli ve bilinçli dijital vatandaş olmayı öğreten temel bir derstir. Bu dersin değeri, çağımızın gereklerine göre daha da artırılmalı; öğretmenleri korunmalı, güçlendirilmeli ve her sınıf düzeyinde öğrencilere erişilebilir kılınmalıdır. Fiziksel altyapıların verimli kullanılması, dijital eşitlik ilkesinin sağlanması ve geleceğin üretken bireylerinin yetiştirilebilmesi için BT derslerinin yeniden tüm kademelerde yer alması hayati önem taşımaktadır.

Gereğini arz ederiz.
 
ilksms
Geri
Üst