Verilen maaş sizi tatmin ediyor mu?

Kodla Büyü
Hakkımızın yendiğini düşünüyorum bunca yıllık emeğimizin hiç fakülte bitirmemiş insanlarla ilkokul seviyesindeki bir devlet işçisinden az aldığımızı görünce maalesef tatmin etmiyor.
Ayrıca şu ekonomik koşullarda tüikin açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırına bakınca resmen aldatıldığımızı düşünüyorum.
Hakkımıda helal etmiyorum. Zehir zıkkım olsun.
insanlar ceblerinden arttırdıkları paralarla okula giden geleceğimiz çocuklara 100 tl harçlık veriyor o çocukta kuru ekmek tosta 100 tl veriyor. başka bir dünya da ise meclis lokantasında 20 tl ye et yendiğini görünce ki iyi ki cehennem var diyorum.
Şükür Allah'a edilir. Peki o Allah'ın kulu böyle yapınca şükür etmek mi lazım yoksa şikayet etmek mi? Nasıl memnun olalım? sizce memnun olmak akıl karı mıdır?
 
Komşum ilkokul mezunu şehir hastanesinde şirkete bağlı temizlik personeliydi asgari ücret alıyordu. Seçimlerden önce işçi olarak devlet kadrosuna alındı şuan 80 bin TL den fazla maaşı var. Hastanede ki hemşirelerden çok alıyoruz bizi sevmiyorlar diyor kendi ağzıyla. Adaletsizlikleri onaylayarak destekleyenler temizlikçinin maaşı mı düşürülsün diye söylemde bulunabilir hayır düşürülmesin o hemşirenin ya da devletin diğer lisans mezunu çalışanlarının maaşı artırılsın. Söyleyeceklerim bu kadar.
 
Maaşın yetip yetmemesinden çok eğitim seviyesi ve maaş farkları çok rahatsız ediyor beni. Okumayacak kişilere sırf okulda milletin başına bela olmasın diye diploma verip mezun ediyoruz okullar olarak. Gidip 20-30 şınav çekip uzman çavuş ya da polis oluyor ve bizden çok maaş alıyor. O meslekleri küçümsemek için söylemiyorum ama yüksek öğrenime devam etmenin bir artı tarafı kalmıyor bu şekilde. Üniversite okumanın, öğretmenlik okumanın hiç bir kıymetinin olmaması beni en çok üzen nokta.
 
Son yıllarda bir çok şeyde yaşanan bozulma süreci devlet çalışanlarının maaş skalasında en üst seviyede yaşanmıştır. Aynı bozulma süreci 40 yıl tavandan prim yatıran emekli ile tabandan 10 yıl prim yatırıp banka kredisi çekerek sgk dan emekli olan aynı maaşı alan emeklilerde de yaşanmıştır.
 
Şuan ülkede gelir dağılımı ve gelir adaleti malesef o kadar kötü ki yerlerde. Emekliler ise çok zor durumdalar. En düşük emekli maaşını artırmak zorunda kalınılıyor bu seferde bütün emekliler en alttan maaş almış oluyor. Memur ise çok düşük sıkalada maaş alıyor büyükşehirlerde memurların yaşaması çok zorlaşmış durumda.
İstanbulda 4 kişilik bir memur ailesi normal bir restorana yemek yemeğe çıksa 7000 lira tutuyor. maaşın 10 da biri, bir öğün yemek. bakın eğlence gezme vs demiyorum 1 öğün yemek. Lütfen nerde yiyorsun nasıl fiyat demeyin normal bir yer lüks vs değil. Yemeyiversin evde yapsıncılar çıkacaktır. Ne yani 1 öğün yemek de mi yemesin dışarda.
 
harcama alışkanlıklarınıza, neyi ihtiyaç gördüğünüze göre değişir. benim yaptığım etkinlikler genelde masrafsız etkinlikler olduğu için yetiyor. tek maaşlıyım. bunun yanında evine 200 bin girip yetmiyor diyen arkadaşlarım da var. o beş yıldızlı bir otelde tatil yapmayı ihtiyaç olarak görüyor ben görmüyorum, o bussiness uçağa binmenin ihtiyaç olduğunu düşünüyor ben düşünmüyorum. o akşamları dışarı çıkıp birşeyler yiyip içmeyi ihtiyaç olarak görüyor benim tercihlerim daha masrafsız. ona neden böylesin diye sormayı kendimde hak olarak görmüyorum. o da benim tercihlerimi eleştiremez zaten. Çalışıyoruz ülke ortalamasına göre iyi bir düzeyde gelire sahibiz. Gönül daha fazla olmasını illa ki ister ama elimizde olmayan şeylere takılıp mutsuz olmanın anlamı yok.
 
Son düzenleme:
Mesajların birçoğunu okuyamadım. Şu anda dersteyim ve kendi adıma yaşadıklarımın karşılığı hiçbir bedelle ölçülemez. Herkesin harcama alışkanlıkları ihtiyaçları farklı olabilir o nedenle bu konuda yorum yapmak yanlış olur. Ben ücretten ziyade kaybolan meslek itibarımı, eski eğitim sistemini istiyorum. Sırf zorunlu olduğu için okulda tutmaya çalıştığım öğrencilerden ve velilerinden gına geldi artık. İlkokuldan sonra eskilerin tabiriyle okumaz denilen öğrenci meslek öğrensin(usta yetişmiyor, çırak bulunmuyor derdine çözüm olur). Böylelikle daha kaliteli ve az mevcutlu sınıflar olacaktır. Bununla birlikte sınıfta kalma, disiplin yaptırımları geri gelmeli. Konuyu çok uzattım kusura bakmayın ama daha çok yazacak şey var maalesef "Konuşsak olmuyor, sussak gönül razı değil."
 
Son düzenleme:
Şunu da yazıp içimi dökmek istiyorum müsadenizle 😕 Ben okulda beş kuruş etmez, memlekete hiçbir faydası olmayan öğrenciye(bir kısım siz anladınız onu) bişey söyleyemediğim için akşama kadar dişimi sıkıyorum ama eve gittiğimde lise çağındaki oğlumun, eşimin kalbini kırıyorum.Küçücük çocuklarıma tahammülüm kalmıyor. Onların vebalini hangi ücret öder? Her gece vicdan azabı yaşıyorum keşke kızmasaydım kırmasaydım diyorum ama döngü hergün aynen devam ediyor.
 
Son düzenleme:
Mesajların birçoğunu okuyamadım. Şu anda dersteyim ve kendi adıma yaşadıklarımın karşılığı hiçbir bedelle ölçülemez. Herkesin harcama alışkanlıkları ihtiyaçları farklı olabilir o nedenle bu konuda yorum yapmak yanlış olur. Ben ücretten ziyade kaybolan meslek itibarımı, eski eğitim sistemini istiyorum. Sırf zorunlu olduğu için okulda tutmaya çalıştığım öğrencilerden ve velilerinden gına geldi artık. İlkokuldan sonra eskilerin tabiriyle okumaz denilen öğrenci meslek öğrensin(usta yetişmiyor, çırak bulunmuyor derdine çözüm olur). Böylelikle daha kaliteli ve az mevcutlu sınıflar olacaktır. Bununla birlikte sınıfta kalma, disiplin yaptırımları geri gelmeli. Konuyu çok uzattım kusura bakmayın ama daha çok yazacak şey var maalesef "Konuşsak olmuyor, sussak gönül razı değil."
sanırım ortaokulda görev yapıyorsunuz, şökle sınıfta kalma var, kaç tane okul bunu uyguluyor? eski okulumda (ortaokul) toplantıda bir öğrencinin şök kararıyla sınıf tekrarına karar verildi ama iş resmiyete binince evrakta geçmesini istemedi bazı öğretmenler.
ortaokullarda şök haricinde başarıya göre sınıfta kalma olmalı ve sınıfta kalan açık öğretime yönlendirilmeli. ortaokulda sınıfta kalan öğrenci problemli öğrenci demektir. rehberlik yapılsın denilecekse, o zamana kadar zaten yapılmalıydı. ortaokulda yata yata geçen çocuk lisede apışıp kalıyor.
 
Gerçekten ilginç, hadi bir kaç tane olabilir de bu kadar fazla partizanın olmasına şaşırdım. Çevremde tek tek görüyorum onlar da söylemekten çekiniyor. Çok garibime gitti doğrusu.
 
"Tespitin çok isabetli. Şeytanın tavrı tam olarak Cebriye (insanın iradesini yok sayan) mantığıdır. Şeytan, 'Benim seçimim yoktu, sen beni buna zorladın' diyerek ilk büyük 'mantık hatasını' ve 'kibiri' sergilemiştir. Aslında suç atıcılık ile kadercilik burada birleşiyor: Kendi iradesini inkar ederek ilahi iradeyi suçlamak. Şeytanın yaptığı, kadere iman değil, kaderi bir 'suç ortağı' haline getirme çabasıdır."

Toplumda eleştirilen 'şükürcülük', Kur’an’daki şükür değil; kanaat ile tembelliğin birbirine karıştırılmasıdır. Gerçek şükür, 'Allah bana bu aklı verdi, öyleyse bu aklın şükrü onu sonuna kadar kullanmaktır' demektir. Eğer bir kişi haksızlığa uğradığında 'şükür' diyerek susuyorsa, o nimetin (adalet arama yetisinin) nankörlüğünü yapıyordur. Yani şükür, statükoyu korumak değil, nimeti dinamize etmektir."

Son zamanlarda kendini Alim, cübbeli, evliya peygamber soyundan geldiğini nitelendirenlerin zamları Allah yaptı doları Allah yükseltiyor fiyatları o belirliyor gibi söylemleri de bu şekilde şeytanın elçiliğini yapmaktır.
ChatGPT'nin lafı mıdır, senin lafın mıdır?
 
ev temızlıkcısı sordum tek kısı gelemem dedı . iki kişi geleceklermiş. kişi başı 3500 tl. Evde yaşlılar ve çocuklar var
 
ilksms
Geri
Üst