Bilgisayar-Bilişim Teknolojileri
Ana Sayfa
Bilişim Teknolojileri Forumu Son Konuları
24 Saat
Bilişim Teknolojileri - Formatör - Bilgisayar Öğretmeni Kayıt
Kayıt Olun
iletişim
iletişim
Detaylı Arama
Arama

Ulusal Egemenlik; İşgalden Bağımsızlığa...

Konu, '23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' kısmında teksen tarafından paylaşıldı.


Sayfayı Paylaş /bbnetsosyal

  1. teksen

    teksen Hiperaktif Üye Hiperaktif

    Kayıt:
    27 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    3.524
    Beğeni:
    0
    İşgalden siyasi ve ekonomik bağımsızlığa
    12 Ocak 1920: İstanbul’da Osmanlı’nın “Meclis-i Mebusan”ın olağan toplantısı başladı (Bu son toplantı oldu).
    14 Ocak 1920: Mustafa Kemal, Meclis-i Mebusan’ın açılışını telgrafla kutladı.
    28 Ocak 1920: ‘Meclis-i Mebusan’ üyeleri gizli bir oturumda ‘Misak-ı Milli’yi kabul etti.
    *16 Mart 1920: İngilizler İstanbul’u işgal etti... İşgal kuvvetleri bazı milletvekillerini tutukladı.
    18 Mart 1920: “Meclis-i Mebusan” kapanış toplantısı yaptı.

    * İstanbul’un işgalinden üç gün sonra, Mustafa Kemal 19 Mart 1920 tarihli bildiriyi yayımladı.
    Bildiride, olağanüstü yetkiler taşıyan bir meclisin Ankara’da toplanacağı belirtiliyor,
    on beş gün içinde yapılacak seçimlerle üyelerin nasıl belirleneceği anlatılıyordu.
    Dağılan Meclis-i Mebusan’ın üyeleri de Ankara’daki Meclis’e katılabileceklerdi.

    * 23 Nisan 1920 Cuma Saat 13.45’te, Ankara’ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı.
    * Meclis, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa’yı başkanlığa seçti.

    İşgalden kolay kurtulmadık
    * 2 Mayıs 1920’de Bakanlar Kurulu’nun seçilmesi hakkındaki yasa çıkarıldı.
    11 bakandan oluşan “Meclis Hükümeti”, 5 Mayıs’ta Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında ilk toplantısını yaptı.
    Meclis’in açılışıyla birlikte, milli egemenliğe dayalı yeni Türk devleti doğmuş oluyordu.
    * 3 Aralık 1920’de Ermenistan Cumhuriyeti ile imzalanan Gümrük Barış Antlaşması, Meclis’in yaptığı ilk uluslararası antlaşmaydı.
    Böylece Doğu cephesi kapandı.
    16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Antlaşması ile Rusya, yeni Türk Devletini ve Misak-ı Milli ilkelerini tanıdı.
    * 6-11 Ocak 1921’de Birinci İnönü, 23-31 Mart 1921’de İkinci İnönü ve 13 Eylül 1921’de Sakarya zaferleri sonucunda, 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Antlaşması ile Fransızlar savaştan çekildi. Meclis hükümetiyle işbirliğine giriştiler.

    Milli Hakimiyet Bayramı
    * Meclis hükümeti 1922 yılında, Yunanistan ve İngiltere dışında, tüm ülkelerle iyi ilişkiler oluşturmuş durumdaydı.
    Ordu, 26 Ağustos 1922’de Büyük Zafer kazandı. 9 Eylül’de İzmir’e girdi.
    * 18 Eylül’de Anadolu’da hiçbir yabancı askeri güç kalmamıştı.
    İngiltere de dahil olmak üzere İtilaf Devletleri ile 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi imzalandı.
    Doğu Trakya kurtuldu. İtilaf Devletleri, 27 Ekim’de Lozan’da barış görüşmelerinin yapılmasını kararlaştırdılar.
    Uzun süren görüşmeler sonunda 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması 24 Ağustos 1923’te TBMM’de onaylandı.
    Yeni Türk devleti, askeri, siyasi ve ekonomik özgürlüğüne kavuştu.

    * Meclis’in açılış günü olan 23 Nisan, 1921’de çıkarılan bir kanun ile ilk resmi bayram ilan edildi.
    Kanunda “23 Nisan günü milli bayramdır” ifadesi yer aldı.
    1935 yılında çıkarılan bir kanun ile 23 Nisan, “Milli Hakimiyet Bayramı” olarak adlandırıldı.
    1980’de askeri yönetim bayramın adını “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak değiştirdi.
    Her 23 Nisan günü, işgalden nasıl kurtulduğumuzu, siyasi ve ekonomik bağımsızlığa nasıl sahip olabildiğimizi tekrar tekrar yazarak sayın okuyucularıma hatırlatmaya çalışıyorum.
    Çünkü 23 Nisan’ın ne olduğu giderek unutuluyor.
    http://ekonomi.milliyet.com.tr/isgalden ... efault.htm
     
  2. mse

    mse Süper Üye Süper Üye

    Kayıt:
    20 Nisan 2010
    Mesajlar:
    1.128
    Beğeni:
    58
    dedem de okuma yazma bilmezdi.. bu millete hep unutturuluyo... layığımız bu demek ki..
     
  3. tayinci42

    tayinci42 Hiperaktif Üye Hiperaktif

    Kayıt:
    26 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    2.742
    Beğeni:
    1
    hocam ilk defa çok partiyle (ama suni parti değil gerçek parti) seçime hangi tarihte gidildi. ve ilk defa bu şekilde çok partiyle yapılan seçim sonuçlarına göre kim başbakan oldu onuda yazıverseydin..

    bu ülkede ilk defa özgür iradesiyle oy vererek çok partili şekilde başbakan seçildi ve nasıl idam edildi onlarıda anlatıverseydin.. sonrasında da her 10 yıla bir darbelerin olduğu darbe hükümetleri kurulduğunu anlatsaydın.. en son darbeninde refahyol hükümetinin görevden alınması sonrası kurulan hükümetin ülkeyi nasıl ekonomik buhrana soktuğunu sonrasında ise milletin hem fikir olmasına rağmen nasıl kapatma davaları açıldığı, nasıl darbe planları çıktığındanda bahsetseydin.

    Cumhuriyetimiz kutlu olsun. darbelerle Cumhuriyetimize leke vuranları da yandaşlarını da tarih affetmeyecek.
     
  4. teksen

    teksen Hiperaktif Üye Hiperaktif

    Kayıt:
    27 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    3.524
    Beğeni:
    0
    onları da siz yazıverin hocam!...
    sizi tutan mı var!...
     
  5. teksen

    teksen Hiperaktif Üye Hiperaktif

    Kayıt:
    27 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    3.524
    Beğeni:
    0
    İçinde ‘egemenlik’ olmayan 23 Nisan

    Peki, geleceğimizin teminatı olan çocuklara yeterli bir tarih eğitimi verip, ‘milli egemenliğin’ hangi anlama geldiğini öğretebiliyor muyuz?
    Ne yazık ki hayır.

    Okullarda denetime çıkan büyük bir kentimizin valisi, lise talebelerine soruyor:
    -“Çanakkale savaşı nerede yapıldı?”
    Öğrencilerin uzun bir süre düşündükten sonra verdikleri cevap aynen şöyle:
    -“Galiba Kars ile Erzurum arasında bir yerde oldu.”

    Bırakın ilkokulu, lise çağına gelmiş nesiller dahi,
    aynı zamanda ‘dünya tarihinin’ seyrini değiştiren en önemli tarihi hadiselerden birisi olan Çanakkale savaşlarının nerede yapıldığını bilmiyor.
    Türk milletinin geleceğinin teminatı olan çocukların, ekseriyetinin içinde bulunduğu acı durum ne yazık ki işte budur.
    ‘Tarihi yapan’ bir milletin evlatları, ‘kendi tarihlerini’ bilemeyecek kadar şuursuz yetişiyor.

    Öyle milletler vardır ki övünebilecekleri ‘en ufak bir geçmişleri’ yoktur,
    ama yine de kendilerine ‘yapay bir tarih’ uydurup, ‘gerçekmiş’ gibi empoze etmeye çalışırlar.
    Hatta ‘sahte kahramanlar’ üreterek, filmlerini çekerler, çizgi romanlarını yaparlar.
    Yeni nesiller, bir süre sonra bütün bunları, ‘gerçekmiş’ gibi algılamaya başlarlar.
    Türk tarihi ise ‘birbirinden muhteşem’ olaylar, efsaneler ve destanlar ile doludur.
    Ama bugüne kadar bırakın bu destanları, bütün dünyayı ayağa kaldıracak ‘sinema filmleri’ haline getirmeyi,
    kendi çocuklarımıza doğru dürüst anlatabilmek için bir ‘belgesel’ dahi yapamadık..
    Doğru dürüst bir ‘tarih müzesi’ bile kuramadık.
    http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/ya ... aber=26518
     
  6. mustafatoker

    mustafatoker Seçkin Üye Seçkin Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2013
    Mesajlar:
    417
    Beğeni:
    0
    Bu bayram milli egemenliğin elde edilmesinden dolayı yapılmış bir bayramdır. bu egemenliği almak için yüzbinlerce şehit vermişiz aç kalmışız sefil düşmüşüz ama bağımsızlığımızı almışız. bugün sen yatağında rahat ve huzurlu yatıyorsan işte o egemnliğe borçlusun. bu egemenlik savaşında baba, oğul ve torunun bir arada savaşmıştır.
    cumhuriyetden sorna yanlış şeylerde olmuştur hala şimdide bu yanlışlar devam ediyor. egemenlik savaşı hala devam ediyor küresel güçler siz bu topraklarda olduğunuz sürecede rahat bırakmayacaktır. darbeler yapılırken bu millet nerdeydi neden o darbecilere o gün niye dur diyen olmadı. o gün darbeleri destekleyenler bugün darbe karşıtı oldu.
     
  7. mustafatoker

    mustafatoker Seçkin Üye Seçkin Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2013
    Mesajlar:
    417
    Beğeni:
    0
    geçmişte yapılan darbelere kimler destek verdi kimler karşı çıktı onları buraya yazasam şaşrır kalırsınız

    sadece bir kaç örnek vereyim 28 şubatta ilk tepki gösteren sivil toplum örgütü kamusen olmuştur. ilk tepkiyi gösteren siyasi liderde muhsin yazıcıoğlu olmuştur. şimdi kahramanlık taslayana cemaat ise darbecilerden yana olmuştur. o dönem zaman gazetesi erbakan hocaya emaneti iade ediniz diye başlıklar atmıştır. ama ilginçtir bugün milliyetçi olanlar darbecileri savunuyor duruma düşmüş o gün darbecilerden yana olanlarda darbeci karşıtı olmuştur. o gün dabeci olan gazeteciler, iş admları siyasiler bir anda saf deştirmiştir. bugün memur sen kamuseni darbecileri savunmakla suçluyor böyle bir komedi olabilir mi? 28 şubat darbesi olmasaydı akp olabilirmiydi. eğer bu millet darbeye karşı duracaksa 20-30yıl sonra değil darbenin yapıldığı gün sokaklara çıkmalıydı.
     
  8. tayinci42

    tayinci42 Hiperaktif Üye Hiperaktif

    Kayıt:
    26 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    2.742
    Beğeni:
    1
    hocam kooooos koca vakıfları, partileri, çağdışı yaşam destekleme derneklerini, atatürkçüyüz diyen dernekleri, açıkca darbeyi tezgahlayanları, destekçi partileri es geçtin gülen cemaatinin kafasında patlattın suçu.. hırsızın hiç mi sucu yok.. cemat çok derin bir siyaset yaptı ama bana görede yakışmadı yaptıkları.
     
  9. mnn

    mnn Hiperaktif Üye Hiperaktif

    Kayıt:
    3 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.606
    Beğeni:
    1
    ağlancak halimize gülüyoruz..
     
  10. teksen

    teksen Hiperaktif Üye Hiperaktif

    Kayıt:
    27 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    3.524
    Beğeni:
    0

Sayfayı Paylaş /bbnetsosyal