Bilgisayar-Bilişim Teknolojileri
Ana Sayfa
Bilişim Teknolojileri Forumu Son Konuları
24 Saat
Bilişim Teknolojileri - Formatör - Bilgisayar Öğretmeni Kayıt
Kayıt Olun
iletişim
iletişim
Detaylı Arama
Arama
Yeni Konu Aç
Yeni Konu Aç

Bandırma vapuru yolcuları.

Konu, 'Her Telden' kısmında hamuş tarafından paylaşıldı.


  1. hamuş

    hamuş Seçkin Üye Seçkin Üye

    Kayıt:
    5 Kasım 2007
    Mesajlar:
    898
    Beğeni:
    0
    19 Mayıs
    İlk badireyi henüz Boğaz'dan Karadeniz'e çıkarken atlattı...


    Bandırma vapuru yolcuları.

    *

    Hayırdır inşallah dedi, süvari İsmail Hakkı, bu deniz feneri de neyin nesi?

    *

    Senelerdir aynı rotayı kullanmasına rağmen, ilk kez görüyordu bu deniz fenerini... Bizi yolumuzdan saptırmak için koymuş olmasınlar dedi, serdümen Basri... Dürbünle baktılar. Hakikaten öyle. Deniz fenerine uysalar, daha kafadan Poyrazköy'de karaya oturacaklardı.

    *

    Kanmadılar Damat Ferit'in diktirdiği çakma deniz fenerine, engin ufuklara açıldılar. Az gittiler. O da ne? Olmaması gereken yerde, al sana bi deniz feneri daha, Kefken'de... Normalde üç saniyede bir, üç defa çakıp, altı saniye susması gerekirken, kalecilerin gözüne tutulan lazer gibi, devamlı yanıyor, bu tarafa gel, bu tarafa gel diye bağırıyordu adeta... Bunu buraya dikse dikse, İngiliz muhipleri dikmiştir, biz yolumuzdan şaşmayalım dedi, çarkçıbaşı Süleyman... İyi ki de öyle dedi. Dinleselerdi sahte deniz fenerini, harss diye kayalıklara bindireceklerdi.

    *

    Ereğli'ye yaklaşırlarken, kömürümüz azaldı dedi, ateşçi Hamdi, yanaşalım da, fulleyelim bari. Yanaşalım yanaşmasına da, burda olması gereken deniz feneri nerde birader dedi, ikinci kaptan Tahsin... Bi filika indirdiler. Meğer, Bandırma kör olsun, henüz Ereğli'ye gelmedik herhalde diye aranırken, denizin ortasında duba gibi kalsınlar diye... Ampul'ü sökülmüştü deniz fenerinin! Yurtsever balıkçıların istihbaratına göre, Amerikan mandacılarının işiydi. Hamsi takalarıyla omuzlayıp omuzlayıp yüklediler kömürü ambara, vira... Ver elini Amasra.

    *

    Buyrun burdan yakın... Kıyıda, sağ taraflarında kalması gereken deniz feneri, teee derinlerde, sol taraflarındaydı. Ulan bu kadar da adilik olmaz dedi, lostromo Hasan, Anadolu'ya paralel gidelim derken, Rusya'ya doğru sürüklenelim diye, yerini değiştirmişler deniz fenerinin be.

    *

    İnebolu sahili, aynı şark kurnazı numara... Ters manyel veren deniz feneri, gene ters yerdeydi. Kaçak kalkan avcıları gibi batırılalım diye umut ediyorlar galiba dedi, kamarot Halit... Tayfa Mehmet'in uzattığı cigaradan bi nefes çekip üfledi, tabip yüzbaşı Behçet, gülümsedi.

    *

    Ve, Sinop... İlk adım'a son kulaç'tı. Hayret! Deniz feneri yerli yerindeydi. İkinci yaver Muzaffer, bu saatten sonra, değil deniz feneri, Sinoplu Diyojen'in lambasını görsem, gene inanmam, gölge etmesinler başka ihsan istemem diyordu ki... Deniz fenerinden ateş açıldı iyi mi! Son çare, İngiliz torpidosunun namlusuna deniz feneri süsü vermişlerdi. Gel gör ki, ıskaladılar. Çekti belindeki revolveri erkân-ı harp binbaşısı Hüsrev, bastı tetiğe, bunu Hasan Tahsin'den kaparo kabul edin, öbür taksitleri Samsun'da öderiz diye haykırdı.

    *

    Velhasılıkelam.

    *

    Siz siz olun...
    Varmak için menzile, aldanmayın deniz fenerlerine, Mustafa Kemal'in gözlerindeki ışığı takip edin, karanlık gecelerde.

    YILMAZ ÖZDİL
     
  2. hamuş

    hamuş Seçkin Üye Seçkin Üye

    Kayıt:
    5 Kasım 2007
    Mesajlar:
    898
    Beğeni:
    0
    May 19
    Bu seneki 19 Mayıs'ın ruhuna en uygun hadise, İzmir'de yaşandı.


    Hani, devlete dilekçe verip izin almadan kimse ilk kurşun anıtı'na çiçek koyamaz demişler ve Hasan Tahsin'i Hasanma Tahsin haline getirmişlerdi ya... İşte o, kimse çiçek koymasın diye başına sivil polis diktikleri ilk kurşun anıtı'nın burnunun dibindeki saat kulesini soydular!

    Bakır “alem”leri araklandı.

    Böylece, Atatürkçülüğün yasak, hırsızlığın serbest olduğu tescillendi.

    Öbür “alem”lere gelince...

    19 Mayıs'ı abede'de kutlayan 29 ekim doğumlu Cumhurbaşkanımız, san fransisko'ya gidip, silikon vadisi'ni gezecek, epıl, gugıl, tivitır ve feysbuk'u ziyaret ederek, gençlerimizin rüyasını gerçekleştirmiş olacak. Ki, daha önce, sitiv cabs hayranı olduğunu, oğlu Ahmet'in de sitiv'den çok etkilendiğini söylemişti. Först leydi mişel ise, bizim först leydi'yi, pirezident hüseyin'in büyüdüğü şikago'da gezdirecek, gençlik merkezinde hiphap konseri dinletip, yerli malı yurdun malı kapsamında, ilinoyi'de yetiştirilen bufalo'lardan pastırma ikram edecek.

    Resmi programda yok ama, tahminim odur ki, niyork'taki yanki stadı'nda virjinya, mişigın, luyiziyana ve kuzey karolayna'lı gençlerin, davul-zurnayla halkoyunları gösterisini seyrettirebilirler Cumhurbaşkanımıza... Ditroit zeybeği, milvaki horonu, sinsinati halayı, solt leyk siti atabarı filan... Mizuri ve ohayo'lulara şiir okutup, föniks'lilerle yutah'lıları güreştirirlerse, şaşmam.

    Kim bilir, belki de, rahmetli dona samır'ın cenaze törenine götürürler.

    Veya, hazır gelmişken, Oregon'a geçirip, kendi adını taşıyan, roz gardın salonu'nda portlınd tireyıl bilezır'la los encılıs leykırs arasındaki birdirdir maçının başlama düdüğünü çaldırırlar.

    Ya da ne bileyim... Ayova'lı hispanik gençler buluzz tarzında tıngırdatır, nivorliıns'lı afroamerikan gençler de, gesi bağlarında dolanıyorum'u söyler. Masaçusets'in gariban boston köyünde dokunan bünyan halısının hediye edilmesinden sonra, kentaki'li
    kızların el açması fırayt mantı'sı yedirilip, siyetıl'da pişirilen sıtarbaks espıresosu
    içirildi miydi, okeydir gari.

    Thanks god bi nevi.

    Yoksa, başka gün kalmamış gibi, Atatürk'ü Anma Haftası, komple, niye abede'de geçirilir ki?

    YILMAZ ÖZDİL
     

Sayfayı Paylaş /bbnetsosyal