Bilgisayar-Bilişim Teknolojileri
Ana Sayfa
Bilişim Teknolojileri Forumu Son Konuları
24 Saat
Bilişim Teknolojileri - Formatör - Bilgisayar Öğretmeni Kayıt
Kayıt Olun
iletişim
iletişim
Detaylı Arama
Arama

Atatürk Anıları-4!..

Konu, 'Windows İşletim Sistemleri, Sorunlar ve Çözümler' kısmında enginozdil tarafından paylaşıldı.


Sayfayı Paylaş /bbnetsosyal

  1. enginozdil

    enginozdil Seçkin Üye Seçkin Üye

    Kayıt:
    6 Haziran 2007
    Mesajlar:
    722
    Beğeni:
    1
    PROGRAMSIZLIK

    Sen değil mi ki, bir kitapta okuduğum şu: Napolyon'a sormuşlar: Programınız nedir? O da cevap vermiş ki:
    - "Ben yürürüm, program benim hareketimden çıkar" sözüne:
    - "Evet ama o türlü giden, sonunda başını Sent Helen kayalarına çarpar" düşüncesini ekledin.

    Ruşen Eşref ÜNAYDIN

    Kaynak: Ruşen Eşref Ünaydın - Atatürk'ü Özleyiş


    ŞAPKA KONUSUNDA

    Atatürk, bir gün, lütfen bu konuda fikrimi sormuşlardı. O sırada Musul işi, aleyhimize sonuçlandığı için, rahmetli hayli sıkıntılı idi.
    Şu karşılığı vermek cesaretinde bulundum:
    - "Şapka giymek, bu millet hesabına bir Musul fethinden üstündür!"
    Atatürk, hafifçe gülümsediler. Ve kaşlarını birkaç defa eğerek gönlümü okşadılar.

    Prof. Mahmut Esat BOZKURT

    Kaynak: Mahmut Esat Bozkurt - Atatürk İhtilali


    NEDEN KASTAMONU?

    Şapka giymek için neden Anadolu'nun en çok bağnaz görünen bir bölgesini seçtiğini sormuştum.
    Dedi ki:
    - O tarafa ilk defa gidiyordum. Halk o kadar beni görmek merakında idi ki, başımda ne ile görse öyle kabul edecekti. İzmir tarafına gitseydim, yalnız şapkamı görürlerdi.

    Falih Rıfkı ATAY
    Kaynak: Ulus Gazetesi, 10.11.1946


    İŞTE SONUÇ

    Atatürk, Mudanya yolu ile Bursa'ya gidiyordu. Kalabalık bir halk kütlesi iskelede etrafını çevirmiş bulunmakta idi. Bir kadının, elinde bir kâğıtla Atatürk'e yaklaştığı görüldü. Zayıf bir kadındı. Ata'nın yolunu keserek titrek bir sesle:
    - Beni tanıdın mı oğul? dedi... Ben sizin Selanik'te komşunuzdum. Bir oğlum var: Devlet Demir Yolları'na girmek istiyor. Siz onu alsınlar dediniz. Fakat Müdür dinlemedi. Oğlumu yine işe almamış... Ne olur bir kere de siz söyleyiniz.
    Atatürk'ün çelik bakışlı gözleri samimiyetle parladı. Elleriyle geniş jestler yaparak ve yüksek sesle:
    - Oğlunu almadılar mı? dedi. Ben salık verdiğim halde mi almadılar? Ne kadar iyi olmuş... Çok iyi yapmışlar... İşte Cumhuriyet böyle anlaşılacak...
    Kadın kalabalığın içinde kaybolmuştu. Ve Atatürk adeta kendinden geçercesine dolu bir sesle:
    - İşte Cumhuriyetten beklediğimiz sonuç... diyordu.

    Hulusi KÖYMEN
    Kaynak: Uludağ Dergisi, 1941


    PORTRE

    İstanbul'un kurtuluşundan yirmi üç gün sonra Cumhuriyet ilan olunur ve Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçilir. 1924'ün 2 Ocak tarihinden 22 Şubat'ına kadar İzmir'de bulunur. İzmir'e giden bir Kurul arasında Çallı İbrahim de vardır.
    Çallı, Atatürk'le karşılaşır ve kendisine:
    - Türk milletinin gönlündeki Mustafa Kemal'in portresini yapmama izin verir misiniz Paşam? der. Atatürk de:
    - Mademki gönüllerde yaşayan Mustafa Kemal'i çizmek istiyorsun, benim modelliğime gerek yok, yanıtını verir.
    Daha sonra Çallı, bazı araştırmalarına dayanarak Atatürk'ün koltukta oturur, sivil giysili/fraklı tablosunu oluşturur.

    Oğuz ÖZDEŞ

    YAKUP CEMİL

    Savaşın ortalarında Binbaşı Yakup Cemil (Babıâli baskınında Mazım Paşa'yı öldüren) savaşın kötü yöneltilmesinden ve memleketin felakete gitmesinden dolayı bir hükümet darbesi yapmaya girişti. O gece Enver Paşa'yı öldürecekti ve kuracağı hükümette Mustafa Kemal Paşa, Harbiye Nazırı (Milli Savunma Bakanı) ve Başkomutan Yardımcısı olacaktı.
    Bir arkadaşı hükümete sır vermiş, Yakup Cemil idam edilmişti.
    Atatürk bana demişti ki:
    - Yakup Cemil, girişimini başarsaydı, ben yeni görevi kabul ederdim. Fakat Harbiye Nazırı olunca ilk işim Yakup Cemil'i kurşuna dizdirmek olurdu.

    Ali Fuat ERDEM

    Kaynak: Ali Fuat Erdem - Atatürk


    TARAFSIZLIK

    Serbest Fırka zamanında:
    Gazi:
    - Fethi (Okyar) Bey, Süreyya (İlmen) Paşa'yı partinize aldığınıza çok memnun oldum; kendisi hem şehirci. hem teşkilatçıdır, buyurdular. Ondan sonra bana dönerek:
    - Bak, ben Cumhurbaşkanı olarak tarafsızım. Bir partinin başında pek sayın arkadaşım İsmet Paşa hazretleri bulunuyorlar. Diğer partinin başında da pek sayın arkadaşım Fethi Beyefendi bulunuyorlar. Bu iki parti birbirleriyle mücadele eyleyeceklerdir. Lakin dünyaya karşı da: "Türkiye'de de bir siyasal eğitim mevcut olduğunu" kanıtlayacaksınız, buyurdular.
    Ondan sonra, sofrada bulunanlara hitaben:
    - Bakınız! Ben, Cumhurbaşkanı sıfatıyla bu iki partiye karşı tarafsız kalacağım, dediler. Şükrü haili ve Abdurrahman Nazif Paşalara da:
    - Ordu. siz de benim gibi daima tarafsız kalacaksınız; bu iki partinin mücadelelerine karışmayacaksınız, buyurdular.

    Süreyya İLMEN
    Kaynak: Süreyya İlmen - Zavallı Serbest Fırka


    SİYASET ENTRİKASI

    Anadolu hareketinin ilk günlerinde siyasi hırslarıyla tanınmış olan bir bayanla konuştuğu sıralarda, ona şu sözleri söylemiş:
    — Hanımefendi, sizin çok güzel gözleriniz var; ben de güzel gözleri çok severim. Buna rağmen, söyleyeyim: Eğer siz, gözlerinizin kuvvetine güvenerek siyasal bir rol oynamak isterseniz haber vereyim ki başarılı olamazsınız. Çünkü ben siyaseti güzel gözlü hanımefendilerden çok fazla severim!"
    Bu sözleri, o zamana ait bir siyaset entrikasının öyküsü esnasında O'nun ağzından bizzat dinledim ve hemen hemen kelime kelime saklayıp şimdi aktarıyorum.

    Muhiddin BİRGEN
    Kaynak: Muhiddin Birgen - O'nun İçin Yazılanlar, Söylenenler


    SORUMLU

    Gazi, memlekette yapılan iyi işlerden söz eden bir zatın:
    - "Paşam, halk bütün bu iyi şeyler sizin eserinizdir, diyor" sözüne karşı:
    - "Evet; halk bütün iyiliği benden bildiği gibi, bütün fenalıkları da bana yüklüyor" buyurmuştu.

    Ahmet Hamdi BAŞAR
    Kaynak: Ahmet Hamdi Başar - Atatürk'le 3 Ay


    SONUCU BAŞLANGIÇTAN BERİ BİLİYORDUM

    Başarınızdan hiç kuşkulandınız mı?" diye sordum.
    - "Hayır! Asla" diye yanıtladı. "Ben bütün planı en başlangıçtan beri olduğu gibi gördüm (hiç cephanemiz olmadığı zamanlar bile) sonucu bildim. Biz kan akmasına ve yıkıntıya engel olmak için uzun zaman geciktik. Fethi (Okyar) Bey, son bir başvurulacak yol olarak Londra'ya gitti, çünkü biz kanla değil, yazıyla yapılmış bir antlaşma istiyorduk."

    Grace ELLISON
    Kaynak: Yücel Dergisi, 1940


    ŞÜKRÜ KAYA

    Son dört yıl içinde sırasıyla Dışişleri, Adalet ve İçişleri Bakanlığı görevlerini yaptım. Bütün bu süre içinde Atatürk, bana bir defa bile kesin emir vermemiştir. O bazı önerilerde bulunmuştur, bu önerileri oturup görüşüp ve tartışmışızdır; fakat hiçbir zaman bana şunu ve bunu yapmak emrini vermemiş ve Bakanlık işime karışmamıştır. Bakanlar Kurulunun bütün diğer üyeleri de kendi alanlarında aynı şeyin olduğunu size kesinlikle söyleyebilirler.

    Rom LANDAU
    Kaynak: Rom Landau - Yabancı Gözüyle Cumhuriyet Türkiye'si


    GERÇEK TARİHİN YAZILMASINI İSTİYORUM

    Bir toplantı sırasında Türk Tarih Kurumu üyelerine:

    - Ben fani bir insanım, bir gün öleceğim. Büyüklüğüne ve üstün kabiliyetlerine inandığım Türk ulusunun gerçek tarihinin yazılmasını sağlığımda görmek istiyorum. Onun için bu toplantılarda kendimden geçiyor, her şeyi unutuyor, sizi yoruyorum. Beni affedin."

    Uluğ İĞDEMİR
    Kaynak: Uluğ İğdemir - Atatürk ve Tarih


    BEN YAPAYIM, SİZ YAZARSINIZ

    Gazi Mustafa Kemal, bu işler için muhakkak ki, hukuk kitapları okumuştur. Fakat onların hiçbirisini, aynen uygulama alanına koymamıştır.
    Hatta bir gün kendi anlattığından işittiğime göre, meşhur bir Türk hukukçusu, kendisine: "Bu uyguladığınız esaslar hiçbir hukuk kitabında yoktur" diyor. Mustafa Kemal'in cevabı şudur:
    - Uygulanıp denenişler, kural ve prensip haline gelirler. Ben yapayım, siz kitaba yazarsınız.

    Prof. Dr. Afet İNAN
    Kaynak: Afet İnan - Atatürk'ten Hatıralar


    CUMHURİYETTE ANGARYA YOKTUR

    Cumhuriyetin ilanından sonra idi. Karadeniz'de bir geziye çıkmıştı. Kendisine eşlik edenler arasında bulunuyordum. Rize'ye geldik. Yolların düzgünlüğü ilgisini çekmişti. Vali'ye:
    - Yollarınızı nasıl bu hale getirebildiniz? diye sordu. Vali de anlattı. Bütün yakın köylüleri jandarmalarla toplattırmış ve yol onarımında çalıştırmış.
    Atatürk'ün kaşları çatıldı. Oldukça sert bir dille:
    - Vali Bey, dedi "Corvee" nedir bilir misiniz? Öyle ise ben söyleyeyim: Angarya demektir. Ve şunu da bilmeniz lazım ki, kanunsuz hiçbir vatandaşı işten alıkoyamaz, onu çalışmaya zorlayamazsınız. Cumhuriyette angarya diye bir şey yoktur.

    Muzaffer KILIÇ
    Kaynak: Vatan Gazetesi, 10.11.1953
     
  2. keyloger

    keyloger Seçkin Üye Seçkin Üye

    Kayıt:
    11 Nisan 2007
    Mesajlar:
    950
    Beğeni:
    0
    tşkler herkesin okuyup sözde değil özde anlaması gereken olaylar...
     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş /bbnetsosyal